| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )
Yazılar arşiv 07.2008 Other entries in 2008-07 resimler , videolar
 
Jul
31
    
EDA | 31 Temmuz 2008 11:13 | 0 fav | etiket: , ,  
çoğul,gebelik,riskTüp bebek uygulamasında çoğul gebelik prematüre riskini artırıyor.Teknolojiyi yanlış kullanarak, rahim içindeki fetus sayısını artırmak, çok erken doğumlara neden oluyor. Bu da bebeklerde ölüm ve sakatlık riskini doğuruyor...

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. MuratYurdakök, son yıllarda tüp bebek gibi yardımcı üreme tekniklerinin sık kullanılmasının, çoğul gebeliklere, bunun da prematüre olarak adlandırılan gebeliğin 38. haftasından önce doğumlara yol açtığını söyledi.

Tüp bebek uygulamasında anne adayının gebe kalma olasılığını artırmak için çok sayıda embriyonun rahim içine konmasının, çoğul gebeliklere neden olduğuna dikkati çeken Yurdakök, “İkiz bebeklerde genellikle önemli bir sorun görülmezken, üçüz bebekler çoğu kez gebeliğin 32. haftasında doğuyor. Rahim içindeki fetus sayısı arttıkça bu süre daha da kısalıyor” dedi.

Çok erken doğumların bebeklerde ölüm ya da sakatlık riskini artırdığına işaret eden Yurdakök, şunları kaydetti:
“Çoğul gebelikler, tüp bebek teknolojisinin başarısıdır. Burada sorun, tüp bebek yöntemiyle çoğul bebeklerin sayısının artmasıdır. Bu teknolojiyi yanlış kullanarak, rahim içindeki fetus sayısını artırmak,çok erken doğumlara, bu da ölüme ve yaşam boyu ağır sakat kalabilecek bebeklere neden olabilmektedir. Sağlıklı bir veya iki bebeğe sahip olmak yerine, çeşitli derecelerde sakat kalacakları bilinen dört beş çocuğa sahip olmaya çalışmak, aklı kör eden ihtirasın sonucudur.”

Yurdakök, ayrıca çoğul gebeliklerde doğumların, yalnız çocuk hekimlerinin değil, konularında deneyimli çocuk nörolojisi, göz hastalıkları, odyoloji (işitme), fizik tedavi ve diğer uzmanların bulunduğu yerlerde yaptırılması gerektiği uyarısında bulundu.

“HER YIL 85.000 PREMATÜRE BEBEK DOĞUYOR”
Türkiye’de her yıl 85.000 prematüre bebeğin dünyaya geldiğini belirten Yurdakök, bunların ne kadarının yoğun bakım gerektiren küçük prematüreler olduğunun ise kesin olarak tespit edilemediğini söyledi. Türkiye’de her yıl doğan yaklaşık 1.3 milyon bebekten, en az yüzde10’nun düşük doğum ağırlıklı olduğunu ifade eden Yurdakök, “Bu şekilde doğan bebeklerden kaçının öldüğü ise kesin olarak tespit edilemiyor” dedi.

Türk Neonatoloji Derneği’nin 2004 yılında yaptığı araştırma sonuçları hakkında bilgi veren Yurdakök, şunları söyledi:
“Buna göre, 24’ü üniversite hastanesi olan 26 merkezde vücut ağırlıkları 2000-2500 gram olan bebeklerin yüzde 7’si, 1500-2000 gram olanların yüzde 12’si, 1250-1500 gram olanların yüzde 14’ü, 1000-1250 gram olanların yüzde 20’si, 750-1000 gram olanların yüzde 42’si, 500-750 gram olanların yüzde 60’ı kaybedilmiş. Büyük merkezlerin dışında doğan bebekler arasındaki ölüm oranlarının çok daha fazla olduğu zaten bilinen bir gerçektir.”


 
Jul
30
    
EDA | 30 Temmuz 2008 12:46 | 0 fav | etiket: , ,  
tırnak,nasılBebeklerin özellikle ilk haftalarda uzayan ve keskin olan tırnaklarına dikkat edilmesi gerekir. İlk haftalarda hızla uzayan tırnaklar, önlem alınmazsa bebek kendi yüzünü ve vücudunu tırnaklarıyla çizebilir ve zarar verebilir. Bu dönemlerde tırnakları uzadıkça kesmek ve bebeğinize eldiven giydirmek en uygun önlem olacaktır.

Bebeğinizin tırnaklarını keserken nelere dikkat etmelisiniz.

Tırnakların çabuk uzamaması için çok kısa kesmek sakıncalıdır. Çok kısa kesilen tırnaklar diplerinde enfeksiyona veya kanamaya sebeb olabilir.
Bebeğinizin tırnaklarını çocuklar için üretilen küçük çıt çıt makaslarla kesebilirsiniz, eğer normal tırnak makası kullanmak istiyorsanız mümkünse uçları sivri olmayanları tercih ediniz.
Tırnakların kesilmesi işlemini genellikle bebeğin banyosundan sonra yapabilirsiniz, hem bebeğiniz banyo sonrası rahatlamış ve sakinleşmiş olur, hemde bebeğinizin yumuşayan tırnaklar daha rahat kesilecektir.
Bebğinizin tırnaklarını uyuduğu zamanlardada kesebilirsiniz.
Genellikle 1 yaşını geçen çocuklar tırnaklarını kestirmek istemeyeceklerdir, tırnaklarını vücutlarının bir parçası olarak göreceklerdir. Tırnak kesme işlemini özellikle uyurken yapmanız sizi bu sorunlardan kurtaracaktır.
Tırnak kesme işlemini iki güne yayarak bir elinin tırnaklarını bir gün, diğerininkini ikinci gün kesebilirsiniz.


 
Jul
30
    
EDA | 30 Temmuz 2008 12:44 | 0 fav | etiket:  
Emzirme anne bebek ilişkisinin en güzel ve özel bölümüdür. İdeal beslenmenin ötesinde aralarındaki sevgi bağının kurulduğu, güçlendiği ve birbirleri için anlamlarını keşfettikleri bir dönemdir. Bebek kadar anne için de önemlidir. Bu nedenle de sonlandırılması hem anne hem de bebek için zor verilen bir karardır.

İlk 6 ay anne sütü verilmeli
Bebek beslenmesinde günümüzde kabul gören teori ve uygulama ilk 6 ay sadece anne sütü vermek daha sonrasında 9-12. aya kadar ek besinleri öğünlere oturtmak ve anne sütünü geri plana çekmektir. Bir yaşından sonra duruma ve isteğe göre anne sütü kesilebilir veya iki yaşına kadar devam edilebilir.

Bazı bebekler doğumdan itibaren emmeyi reddeder
Bazı bebekler başlangıçtan itibaren emmeyi reddeder, sağılarak biberonla beslenir. Bazen annenin ruhsal durumu emzirmeye izin vermez, beslenme mama ile yapılır. Bu özel durumlar dışında çoğu anne ilk yaşında bebeğini meme ile besler. Anne sütü 6. aydan sonra besleyiciliğinin azalması, bebeğin çiğneme ve katı gıdaya alışma sürecinde destekleyici duruma geçer.

Bebek kendiliğinden memeyi reddederse anne için kesme kararı diye bir sorun olmaz. Ama bebek memede mutlu ise ve emmeye devam ediyorsa kesme süreci anne için kargaşa oluşturur. Bilinmelidir ki her bebek ve anne kendine özeldir ve onlara uygun olan yöntem başkalarına uymayabilir.

Bebeği sütten ne zaman kesmeli?
Memeyi bıraktırmanın net bir zamanı yoktur. Bebek günlük öğünlerini düzenli tüketiyor, uyku sorunu yoksa ve anne de emzirmek istiyorsa iki yaşına kadar sürdürülebilir. Ama bebek anne sütü dışında beslenmeyi reddediyor, sürekli emmek istiyor ve kilo alımı düşüyorsa ya da gece boyu sadece anne göğsünde olmak için sık sık uyanıyor ve bu anne için sağlık sorunu yaratıyorsa 6 aydan sonraki herhangi bir dönemde de sütten kesme kararı alınabilir.

Bebeği sütten nasıl kesmeli?
En doğru an annenin bu ayrılığa hazır olduğu, kararlı olduğu ve bebeğin zarar görmeyeceği zamandır. Genellikle bu zaman 1 yaş sonrası olacaktır. Kesme zamanı bebeğin yaşamında herhangi bir stresin olmadığı bir dönem olmalıdır. Taşınma, ayrılık, hastalık dönemleri uygun değildir. Diş çıkarma, bakıcı değişim süreci de zorlu dönemlerdir.

Öncelikle azaltmayı denemek daha doğrudur. Aniden hayır artık emmiyorsun demek bebeğin bocalamasına ve artık istenmediğini, annenin onu cezalandırdığını düşünmesine neden olabilir. Başlangıç olarak gündüzleri bir, iki emzirme atlanarak daha sonra da gündüz emzirmesi kesilebilir. Bebeğe belli yer ve zaman göstererek kısıtlamalar yapabilirsiniz. Mesela sadece yemekten sonra, karanlık olunca, uyumadan önce gibi. Bebek duruma alışınca, tamamen bırakmadan önce ona artık sütün anneden gelmeyeceği, biberon ya da daha doğrusu bardakla sütünü içeceği, annenin onu hala çok sevdiği ama bunun büyümek demek olduğu anlatılmalıdır. Annesi ile sıcak yakın tensel bağdan kopmamaması için, annenin bebeğini kucağında emzirir gibi beslemesi, hatta tensel temas sağlanacak şekilde göğsüne yatırmasında fayda vardır. Sadece akşamları uykuya dalarken veya uyumadan önce emzirilerek bu bağ bir sure daha devam eder. Sonraları bebek uykuya dalmadan anne kucağına alır, emzirmeden çocuğuyla birlikte uykuya dalmaya alıştırır.

Sütten kesme sürecinde anne ve çevrenin davranışları nasıl olmalı?
Annenin sabırlı olması bebeğini daha sık kucaklayıp okşaması, daha çok oyun zamanı yaşamaları süreci rahatlatacaktır. Bu süreçte kolay uyum sağlayanın bebek olduğunu, asıl zorlanan ve üzülenin anne olduğunu unutmamak gerekir. Çevrenin anneyi desteklemesi, tepki gösteren bebeği sakinleştirmede yardımcı olması ve kararın doğruluğu konusunda anneyi desteklemesi önemlidir. Sütten kesme anne ve bebek için doğru zaman seçildiğinde sorunsuz biter. Bu nedenle en önemlisi kesmeye karar vermek değil, doğru zamanı bulmaktır.

Dr. Hatice KARABÖCÜOĞLU
Karaböcüoğlu Çocuk Sağlığı Merkezi
Bağdat Cad. Refik Bey Apt. No: 332 D: 3 Erenköy / İSTANBUL
Tel: (0216) 369 91 87
Bebeğinizi sütten keserken...
Bebeğin anne sütünden ayrılmasıyla ilgili verdiğimiz bilgilerden sonra bebeğini sütten kesen annenin bu süreçten nasıl etkilendiğini, sağlığı için neler yapması ve nelere dikkat etmesi gerektiğini de uzmanımız Dr. Murat Keskin anlatıyor.

Meme iltihabı; Mastit
Bu dönemde göğüslerin sütle dolu kalmasıyla ortaya çıkan problemlerin ne olduğunu bilmek ve gerektiğinde hekime başvururak oluşabilecek ciddi problemler engellenebilir. Bu süreçte yaşanabilecek problemlerden birisi mastit diye adlandırılan meme iltihabıdır. Meme iltihabında meme şişkin, kızarmış ve ileri derecede hassastır.

Genelde akşamları saptanan ve ileri derecede bitkin bırakan yüksek ateşle kendini gösteren mastit oluşumunda göğüsler ileri derecede gergindir ve süt yolları iltihaba bağlı daraldığından süt gelmez. Bu durumla karşı karşıya kalındığında mutlaka hekime başvurumalı ve antibiyotik tedavisi ile ateş düşürücü ilaçlar almalıdır. Yapılması gereken diğer bir şeyde hastanelerden temin edilebilecek gögüs pompasıyla memelerdeki sütün boşaltılmalıdır. Boşaltma işlemi esnasında memelere uygulanan ılık ve ıslak havlu bu işlemi kolaylaştırabilir. Eğer meme iltihabı farkedilmez ve önlem alınmazsa meme absesi oluşur. Meme absesi, memenin bir bölümünde ele gelen sertlik ile kendini belli eder. Bu sertliğin etrafı kızarık ve hassastır. Meme absesinin tek tedavisi ise cerrahi olarak memenin açılması ve boşaltılmasıdır. Cerrahi işlem sonrası ise antibiyotik tedavisi mutlaka gerekir.

Adım adım sütten kesme
Sağlıklı bir sütten kesme işlemi için önerdiğimiz aşağıdaki uygulamalarla sağlıklı bir sütten kesme süreci yaşayabilirsiniz.

Süt çekme aralıklarını arttırın ve çekilen süt miktarını azaltın.
Eğer 3 saat arayla süt çekiyorsanız 1-2 gün 4 saat arayla ve sonra 5-6 saat arayla sütü çekin. Çekilen miktarı da aynı şekilde azaltarak 5-6 gün uygulamaya devam edin. Göğüslerin rahatlamasına olanak verecek miktarda süt çekilmelidir, çünkü göğüslerin dereceli olarak boşaltılması beyinden süt uyarısının zayıflamasına sebep olur.

Göğüslere soğuk havlu kompresi uygulayın.
Soğuk kompresler göğüsleri rahatlatır. Göğüslerdeki şişkinlik azalana kadar 2-3 saat arayla soğuk havlu kompreslerini uygulamaya gayret edin. Bu uygulama özellikle ileri derecede gergin ve dolu göğüsler için önerilmektedir. Soğuk havluları nasıl hazırlayacağınız konusunda da birkaç ipucu verelim. Havluları ıslatın ve buz dolabının içine yerleştirip soğutun. Kullandıklarınızı tekrar buzdolabına koyarak sonraki kullanıma hazır hale getirebilirsiniz.

Göğüslerinizi sıkı sargılarla bağlamayın.
Bu uygulama eskiden süt üretiminin baskılanması için uygulanmaktaydı, fakat bu hareket süt yollarının tıkanmasına ve onun sonucunda meme enfeksyonuna sebep olabilir. Bunun yerine göğüslerin rahat edeceği destekleyici pamuklu giysileri tercih edin. Pamuklu giysiler hem rahat olmanızı sağlar hem de memelerdeki dolaşımı bozmaz.

Ağrı kesici alabilirsiniz.
Ağrılarınız oluyorsa doktor kontrolünde ağrı kesici alabilirsiniz. Bu ilaçların genelde parasetamol içeren ağrı kesiciler olmasında fayda var. Bazen daha güçlü ağrı kesici özelliği olan naprosyn veya benzerlerini kullanmak gerekebilir.

Buz uygulaması yapın.
Buz memelerdeki şişkinliği alır. Günde en az 4 defa her iki göğüse buz torbası uygulaması yapın.

Sütü gerekmedikçe çekmemeye çalışın.
Eğer göğüsleriniz çok rahatsız değilse mümkün olduğu kadar süt çekmeyin. Eğer süt çekmezseniz beyine giden sinyaller süt hormunu salınımını baskılar ve zamanla süt üretimi durur. Bu nedenle göğüslerinizi rahatlatacak kadar süt çekmelisiniz.

Bol su için.
Su kısıtlaması süt üretimini durdurmaz. Vücudunuzun ihtiyacı olan suyu almalısınız.

Bu uygulanan tedbirler işe yaramazsa, kadın doğum uzmanı ile görüşüp süt salınımını baskılayan ilaçlar alabilirsiniz. Bu ilaçlar beyinde hipofiz bezinden salgılanan Prolaktin adındaki süt hormonunu baskılayarak memede süt üretimi sinyalini azaltır ve böylece göğüslerdeki süt üretimi azalır ve durur.

Op. Dr. Murat KESKİN
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı
Maya-Klinik Kadın Sağlığı Merkezi
0212 266 16 96 – 0532 251 10 28
www.mayaklinik.com - drmuratkeskin@mayaklinik.com


 
Jul
30
    
EDA | 30 Temmuz 2008 12:42 | 0 fav | etiket: ,  

Çok az sayıda bebek hiç ateşlenmeden büyür. Vücut ısısının normalin üstüne çıkması olarak tanımlanan ateş, genellikle bir hastalık belirtisidir. Ateş vücudun hastalık yapıcı etkenlere karşı savunma yaptığının bir göstergesidir ve bu anlamda iyi bir işarettir. Bebek bir aydan küçükse ateş çok önemli bir bulgu olabilir. Bu nedenle ayrıntılı değerlendirme gerektirir. Vücut ısısının 38-39 derece (38 - 39°C olarak da belirtilir) olduğu durumlarda bebek yakından izlenmeli, ateş 24 saatte düşmüyorsa mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurmalıdır. Ateşin 39°C ya da daha fazla olduğu durumlarda vakit geçirmeden bir doktora başvurmalıdır. Bebeklerin vücut ısılarını kontrol etmek için kısa, yuvarlak uçlu civalı termometreler (dereceler) kullanılır. Termometrenin okunması kolay değildir. Bu nedenle ihtiyaç duymadan önce derecenin kullanılması öğrenilmelidir. Bunun için derece civalı ucu açıkta kalmak üzere baş ve işaret parmakları arasında tutulur ve yavaşça döndürülerek civa sütunun üst ucu görülmeye çalışılır. Civa sütununun ucundaki değer vücut ısısını gösterir. Bebeğin ateşini ölçmek için aşağıdaki adımlar izlenmelidir.

1. Termometre silkelenerek civa kolonunun üst ucunun 35°CÕnin altına gelmesi sağlanır. (Dikkat! Dereceyi çarpmayın kolayca kırılır ya da içindeki civa taşıyan ince kolon kısmı bozulur).
2. Derecenin ucu sabunlu su ile yıkanır ve civa haznesi bulunan ucuna kaygan olması için az miktarda vazelin ya da yağlı bir krem sürülür.
3. Bebek yüzükoyun sert bir zemin üzerine yatırılır. Bebek küçük ise kucakta aynı şekilde tutulur (Ateş ölçümü sırasında bebeğin hareket etmesi engellenmelidir).
4. Bir elle bebeğin kalçasının üstünden sıkıca bastırılır.
5. Diğer elle derece 2. ve 3. parmaklar arasında tutularak yavaşça civa haznesi bulunan ucu makattan içeri yaklaşık 1.5 santimetre itilir. 2 dakika beklenir ve derece yavaşça yerinden çıkarılır.
İshal nedir, bebek ishal olunca ne yapmak gerekir?
Bebeğin kakası yaşına ve beslenmesine göre değişmektedir. Genelde anne sütü ile beslenen bebekler ilk aylarda günde 8-10 kez püre kıvamında sarı renkli kaka yaparlar. İkinci ve üçüncü aylarda kaka sayısı azalır. Ek gıdalara başlandığında ise renginde ve kıvamında değişme olur.
Bir kez su gibi dışkılama endişe yaratmamalıdır. Ancak bebeklerin her zamankinden daha fazla sayıda ve su gibi kaka yapmalarına ishal denir. Bu durum yakından izlem ve değerlendirme gerektirir. İshal barsak yüzeyinin zedelendiği durumlarda ortaya çıkar. Kaka su gibidir. Çünkü bebeğin aldığı besinler barsaklarda yeterince sindirilip emilmez. Ayrıca zedelenen barsak yüzeyinden sıvı kaybı olur. Tuz ve diğer madensel maddeler bu sıvı ile birlikte vücuttan kaybolur. Bu kayıplar bebeğe aşırı şekerli sıvılar verildiğinde daha da artabilir.
İshalde en önemli tedavi vücuttan kaybedilen su ve tuzun yerine konmasıdır. Bunun için anne sütü alan bebeklerde emzirme sıklığı arttırılmalı, ek gıdalarla beslenen bebeklerin ise sulu gıda alımı arttırılmalıdır.
İshal olan bebeklerde yukarıdaki önlemler alındıktan sonra zaman kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.

Düzenli kontroller dışında bebeğin hemen doktora götürülmesini gerektiren durumlar nelerdir?

İyi bakılan bebekler de hasta olabilir. Bebeklerde görülen hastalıkların çoğu erken tanı ve tedavi ile düzelen hastalıklardır. Bunun için bazı belirtiler farkedildiğinde vakit geçirmeden bebek, bir sağlık kuruluşuna götürülmelidir. Ateşli durumlar ve ishal bunların başında gelir. Ateş çok yüksek (39°C) olmasa da öksürük ve hızlı solunum ile birlikte ise hemen doktor muayenesi gerektirir. Havale (istemsiz hareketler), bayılma (şuur kaybı), aşırı kusma (günde 3-4 kereden fazla ve bol), sürekli şiddetli ağlama, morarma ya da aşırı solgunluk, idrar yapamama, dışkıda kan bebeklerde sık olmasa da rastlanabilen ve acil değerlendirme gerektiren durumlardır.

Kaynak: saglik-info.co







 
Jul
30
    
EDA | 30 Temmuz 2008 12:36 | 0 fav | etiket:  


 
Jul
30
    
EDA | 30 Temmuz 2008 12:35 | 0 fav | etiket: ,  




 
Jul
30
    
EDA | 30 Temmuz 2008 12:32 | 0 fav | etiket: , ,