| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )
Yazılar arşiv 08.2008 Other entries in 2008-08 resimler , videolar
 
Aug
23
    
EDA | 23 Ağustos 2008 11:17 | 0 fav | etiket: ,  

Sıcak ve nemli havayla beraber anne adaylarının sıkıntıları artıyor... Hamilelik döneminde uykusuzluk problemleri nedenleri! Rahat uyumanın yolları neler? Dr. Alper Mumcu anlatıyor.

Yaz aylarında yaşanan aşırı sıcaklar rahat ve sağlıklı bir uykuya en büyük engeldir. Özellikle hamileler için bu durum, yaşadıkları diğer uyku problemleriyle birleşince katlanılmaz bir hal alır...

VKV Amerikan Hastanesi Kadın Hastalıkları Bölümü’nden Dr. Alper Mumcu'nun verdiği bilgilere göre, gebeliğin ilk haftalarında anne olma düşüncesi ve heyecanı kadınların çoğunda uykusuzluğa yol açar. Aradan bir miktar zaman geçtikten sonra ise uyku hamile kadın için vazgeçilmez bir istek haline dönüşür. Sabah akşam sürekli uyuma isteği vardır. Hele gebelik bulantı ve kusmaları varsa, uyku esnasında bu şikayetler çok belirgin olmadığından kişi sürekli uyumak ister. Çoğu kadının eşi ve ailesi onun nasıl bu kadar çok uyuyabildiğini anlayamaz. İlk 6 ay bu şekilde gelip geçer.
Vücudunuz sürekli gelişmekte olan bebeğinizi desteklediğinden yorgun düşmektedir. Bebeğinizi tüm hamileliğiniz boyunca destekleyecek olan plasentası gelişmektedir ve bu sırada vücudunuz her zamankinden daha fazla çalıştığı için dinlenmeye daha çok gereksinim duymaktadır. hemilelik ilerledikçe bu kez uyku problemleri başgöstermeye başlayabilir. Çoğu zaman derin ve dinlendirici bir uykuya hasret olduğunuz hissedebilirsiniz.

Hamileyken Uykuya Dalmak Neden Güçtür?

Bunun pek çok nedeni vardır. Ancak ilk ve en önemli neden bebeğin büyümesidir. Bebek ve rahim büyüdükçe rahat bir uyku pozisyonu bulmakta zorlanılır. Öte yandan vücut kitlesi arttıkça uyurken pozisyon değiştirmek güçleşir. Bu durum da doğal olarak verimli uykuyu engeller. Bunun yanı sıra hamilelikte normalde görülen bazı değişiklikler de uykuyu bölerek ya da uyku düzenini değiştirerek uyku problemlerine neden olabilir.

Sık İdrara Çıkma İsteği Uykuyu Etkiler

Hamileliğin ilk dönemlerinde büyüyen rahim mesaneye baskı yapar. Bu durumda doğal olarak mesane kapasitesi azalır. Bu azalmanın doğal sonucu ise sık idrara çıkma isteğidir. Öte yandan hamilelik ilerledikçe damarlarda dolaşan kanın hacmi yüzde 30-50 arasında artacaktır. Bu artışa bağlı olarak böbreklerden geçen kan miktarı da artış gösterir. Neticede böbrekler daha fazla kan süzecek ve daha fazla idrar üretecektir. Hem mesaneye olan baskı hem de idrar üretimindeki artış gece ya da gündüz daha çok tuvalet ziyareti yapılmasına neden olur. Gündüz bu durum sizi fazla rahatsız etmeyebilir ancak gece uykudan uyanmak zorunda kalındığında yeniden uykuya dalmak güç olabilir. Özellikle bebek geceleri daha aktif ise bu daha fazla tuvalet ziyareti demektir.

Nefes Darlığı da Hissedilebilir

Hamilelik ilerleyip rahim iyice büyüdüğünde karın boşluğunda çok fazla yer işgal etmeye başlar. Bu durumda karın içi basıncı artar ve karın boşluğu ile göğüs boşluğunu ayıran diyafram kasına baskı yapar. Artmış olan oksijen gereksiminin nedeni ile daha sık ve daha derin soluk alıp vermeye başlanır. Zaman zaman nefes darlığı hissedilir.
Nefes darlığı yatar pozisyondayken daha belirgin hale gelir ve uykuya dalmayı güçleştirebilir.

Mide Sorunları Bir Diğer Etken

Hamilelikte salgılanan hormonlar, vücutta istemsiz olarak çalışan tüm düz kaslar bir gevşemeye ve yavaşlamaya neden olabilir. Bu yavaşlama sindirim sisteminde de ortaya çıkar. Sonuçta midenin boşalması gecikir. Mide içeriği özellikle yatar pozisyondayken yemek borusuna geri kaçabilir ve yanmaya neden olabilir. Bu rahatsız durum sizi uykudan uyandırabileceği gibi uykuya dalmayı da güçleştirebilir.
 

Gece Kramplarına Dikkat!

Tüm gün boyunca bacaklar normalden daha fazla yük taşımak zorunda kalır. Bu nedenle geceleri bacaklarda kramp görülür. Eğer bunun yanı sıra kalsiyum eksikliği de varsa bacak krampları görülebilir. Kramplar da hamilelikte uyku güçlüğüne neden olabilmektedir.
Bunların yanı sıra bilinçaltında yaşanan bazı korkular, stres ve sıkıntılar da uyuma güçlüğü ve kabuslara neden olabilir. Bebeğin sağlığı ile ilgili korkular, çocuklu yaşamın getireceği değişiklikler, doğum hakkındaki endişeler de geceleri uykusuz geçirmeye neden olabilir.

Hamilelikte En Rahat Uyku Pozisyonu...

Hamileliğin erken dönemlerinde yana dönerek uyuma alışkanlığını geliştirmek ilerisi için yardımcı olabilir. Özelikle son dönemlerde dizleri vücuda çekerek yan dönüp yatmak oldukça rahat bir pozisyondur. Bu pozisyon ayrıca kirli kanı vücudun alt kısmından kalbe taşıyan büyük toplardamar üzerindeki baskıyı azaltarak kalbe binen yükün de azalmasına neden olur.
Özellikle sola dönük yatıldığında bu etki daha belirgin hale gelir. Öte yandan sola dönüldüğünde rahim de sola kayacağından karaciğer üzerindeki baskı da azalır ve daha rahat hissedilir.
Özellikle son trimester'da sırtüstü yatar pozisyon çok rahatsızlık verici olduğundan zaten bu pozisyona kolay kolay geçilmez. Eğer farkında olmadan sırt üstü yatılırsa duyulacak  rahatsızlık sizi uyandıracaktır.
Gebelik dönemi için özel olarak tasarlanmış yastıkları kullanmakrahat bir uyku uyumaya yardımcı olabilir. Bazı kadınlar yastığı karınlarının altına ya da bacaklarının arasına koyduklarında çok rahat uyuduklarını belirtmektedirler. Silindirik bir yastığı ya da kıvıracağınız bir pikeyi belinize yerleştirip yan yatarak da rahat bir pozisyon elde edebilirsiniz.

Hamilelikte Verimli Bir Uyku İçin Öneriler

• Kola, kahve ve çay gibi kafeinli içecekleri dietinizden uzak tutmaya çalışın. Özellikle öğleden sonra ve akşam bu tür içecekleri tüketmemeye gayret gösterin
• Yatmadan 2-3 saat önce sıvı alımınız azaltın. Ancak gün içinde yeterli sıvı almaya özen gösterin. Benzer şekilde yatmadan önce ağır yemekler yemeyin. Bulantınız varsa ve bu bulantı sizi uykudan uyandırıyorsa yatmadan hemen önce kraker türü besinler yiyebilirsiniz.
• Uyku saatlerinizi belirleyin. Yatağa alışkın olduğunuz saatten daha geç gitmeyin
• Düzenli olarak egzersiz yapın ancak yatmaya yakın zamanlarda egzersiz yapmayın
• Yastıkları her yerde kullanın. Nasıl ve nerde rahatlık veriyor ise yastıkları orda kullanın, ister dizlerinizin arasına, ister belinize, isterseniz de başınızın altına koyun
• Yatağa gitmeden önce rahatlatacak birşeyler yapın. Ilık bir duş ya da bir bardak süt içmek gibi
• Geceleri bacak krampları ile uyanıyorsanız yatmadan önce iyice gerinin. Yeterli miktarda kalsiyum almaya dikkat edin. Doktorunuzla kalsiyum ilaçları alıp alamayacağınızı görüşün.

Eğer gece uyanırsanız ya da uykuya dalamaz iseniz kendinizi zorlamayın. Kalkıp ev içinde biraz dolaşın ya da kitap okumak gibi uykunuzu dağıtmayacak birşeyler yapın, müzik dinleyin, televizyon seyredin, internette dolaşın. Hoşunuza giden ve sizi rahatlatan birşeyler yapın. Eğer mümkünse gün içinde uyku açığınızı kapatmak için 30-60 dakikalık şekerlemeler yapın.

 



 
Aug
18
    
EDA | 18 Ağustos 2008 18:57 | 0 fav | etiket: , ,  

Gebelikte normal hastalarda uygulanan tedavi uygulamaları kısmen aynen, kısmen biraz değiştirilerek kullanılabilir. Diatermi, bel traksiyonu gibi uygulamalar genellikle uygulanmaz. Eklem ve yumuşak doku manipülasyonları, manuel traksiyon (dikkatle), yüzeysel ısıtma, masaj, TENS ve diğer elektroterapi uygulamaları yapılabilir. Bazı egzersizleri yapılması ise gebelerde mümkün değildir.

Özellikle sırt çukurluğunu arttırıcı duruş ve egzersizlerden kaçınılmalıdır.

Masaj ve yüzeysel ısıtıcılar kas spazmını azaltır ve dolaşımı arttırır. Bu şekilde ağrıyı da azaltır. Gebelerde sık görülen tromboflebit olması durumunda masaj ve sıcak uygulama yapılmaz.

Distermi, gebelikte uygulanmaz. Sauna, hamam, kaplıca, gibi bütün vücudu ısıtan uygulamalar bebeğe zarar verebilir. Ancak güvenli olduğunu söyleyenler de vardır.

Gebelikte kas zayıflığı ve/veya gerginliğinin yanında kaslar ve diğer yumuşak dokular arasında dengesizlikte önemli bir problemdir.

Gebelikte kısalan kaslar; omuz protraktörleri, skalen kaslar, skapula kaldırıcı kas, göğüs kaslar, iliopsoas, rektus femoris, piriformis, bel ve sırt kasları, harmstringler, kalça adduktorları, tensor fasio lata, triseps sürae kaslarıdır.

Zayıflayan kaslar ise; omuz rekraktörleri, romboidler, trapeziuslar, erektör spina kasları, karın kasları, gluteus maksimus, gluteus medius, lomber paravertebral kaslar, quadriceps femoris.

Tedavi sırasında öncelik kısalan kasların uzatılmasına verilmelidir. Bunun için germe egzersizleri yapılmalı, daha sonra zayıf kaslar güçlendirilmelidir.

Gebelikte uygulanacak doğum öncesi egzersizler daha sonra çıkacak bir çok sorunu önleyebilir. Veya en azından şiddetini azaltabilir.

Gebe kadınlara uygulanacak duruş eğitimi, topuksuz ayakkabı giyilmesi, bir şey kaldırırken koruyucu tedbirlerin alınması, sert ve ortopedik yatakta yatılmasının öğretilmesi, uzun süre ayakta durmaktan kaçınılması, tekrarlayan hareketlerden uzak durması, otururken dik arkalıklı bir sandalyede oturulması, bir sorunun çözülmesinde önemli faydalar sağlar.

Lumbosakral yada trokanter destekli kemerler bazen işe yarar.



 
Aug
18
    
EDA | 18 Ağustos 2008 18:53 | 0 fav | etiket: ,  

Gebelerin (hamilelerin) kas-iskelet sistemi yönünden takibi ve ortaya çıkacak sorunların önlenmesi ve tedavisi hem anneyi doğuma hazırlar hem doğum sonucunda vücutta olan bazı değişiklikler olabildiğince erken düzelir. Ayrıca iyi bir rehabilitasyon proğramı annenin yeni doğan çocuğuna daha iyi bakmasına ve ailenin diğer fertlerine yardımcı olmasına katkıda bulunur. Ayrıca tekrarlayan doğumlar sonucu ortaya çıkabilecek duruş bozuklukları ve bunlara bağlı eklem hasarları ve omurga sorunları en aza indirilecektir.

İyi bir hasta eğitimi ile gebelikle ilişkili rahatsızlıkların iyileştirilmesi için tedavi imkanlarının birleştirilmesi gereklidir. Gebelikte en sık rastlanan kas-iskelet sistemi rahatsızlıkları; bel ağrısı ve diğer omurga sorunları, kalça ve kasık ağrıları, torasik çıkış sendromları, sinir sıkışma sendromları, baldır krampları, varisler sayılabilir.

BEL AĞRISI
Gebelerde bel ağrısı görülme sıklığı %40-60 arasındadır. Ancak gebelerin sadece % 15-20 kadarında günlük hayatı etkileyecek kadar şiddetli bel ağrısı vardır. Ağrıların büyük çoğunlu 5. ve 7. aylarda görülür. Gebelikte görülen bel ağrılarının kilo almayla çok ilgisi yoktur. Gebeliğin ilk üç ayında 700–1400 gr kadar kilo alma görülür. Bundan sonra her hafta ortalama 400 gr kadar bir ağırlık artışı olur. Gebeliğin son ayında ise vücut ağırlığı % 20 kadar artar, halbuki son iki ayda gebelerde görülen bel ağrısı şiddeti ve sıklığı azalır.

Gebelerde bel ağrısının sebepleri tam olarak belli değildir, ancak bazı faktörler suçlanır.

Bunlar; artmış bel çukurluğu (lomber lordoz), bel bağlarında gebelik hormanlarına bağlı gevşeklik, uterusun ağırlığı, ve bel fıtığına bağlı sinir baskılar vs sayılabilir. Beldeki çukurlaşma normalde ağrıya sebep olmayacak küçük fıtıkların bile sinirleri sıkıştırmasına ve ağrıya sebep olur. Karın kasları ile sırt kasları arasında normalde bir denge vardır. Gebelikte karın kasları uzayarak sırt kasları kısalır. Ve bu denge bozulur . Bu durum beldeki çukurluğun daha da artmasına sebep olur.

Gebelikte bel ağrısına sebep olan diğer önemli faktör, eklemleri bir arada tutan bağlardaki esneklik uzama ve dengesizlikler ve sakroiliak (leğen kemiği ile sağrı kemiği arasında eklem) eklem zorlanmalarıdır. Bağlarda zayıflamanın sebebi, bebeğin büyümesine vücudun uyum sağlamasını ve doğum esnasında doğum yolunun genişlemesini kolaylaştıran bir hormonun salgılanmasıdır. Bu hormon (relaksin) gebeliğin ilk üç ayında oldukça yüksek seviyededir. Bu hormonun etkisi ile bebekle pelvis uyumlu hale gelir. Bağ dokularını gevşetir. Sokroiliak eklemlerin ve simfizis pubisin esnemesini sağlar . Bu durumda bel ağrısı, simfizis pubis ağrısı, sakroiliak ağrı, kasık ağrıları, bacaklara vuran ağrılar görülebilir.

Gebelikte bel fıtığı gelişme riski bir miktar artar. Ancak daha da önemlisi normalde bel ve bacak ağrısına sebep olmayacak fıtıklar gebelikten dolayı bel ağrısına sebep olabilir.

Gebelerde bacak ağrısı sinir köklerine direkt baskıya veya yansıyan ağrılara bağlı olarak gelişir. Ayrıca sinirlere olan baskılar sonucu sinirlerdeki iskemi (damar basısı) sonucu ağrılar da görülebilir. Gebeliğin son üç ayında ağırlaşmış uterusun atardamarlara ve toplar damarlara baskısı sonucu bacak ağrıları olabilir. Bu durumda dolaşım bozukluğu ile ilgili tetkikler istenmelidir. Uterusun üreterler üzerine baskı yapması çok ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir ve asla ihmal edilmemelidir.

Relaksin hormonu, ağır bebekler, zayıf gövde kasları, damar baskılarını, sinir baskılarını vs gibi bir çok faktör gebelerinde bel ve bacak ağrılarından sorumlu tutulmaktadır.

Ani başlayan şiddetli bel ağrılarında istirahat, korse, hafif egzersizler önerilir. Ayrıca yüzeysel fizik tedavi modaliteleri kullanılabilir. Gebelerde ilaç kullanılması gerekirse mümkünse kısa süreli kullanılmalı ve dolaşımdan çabuk atılan ilaçlar tercih edilmelidir.



 
Aug
18
    
EDA | 18 Ağustos 2008 18:52 | 0 fav | etiket: ,  

Gebelikte diyet uygun değildir!

Gebelikte önemsenmesi gereken önemli konulardan biri de öğünlerde porsiyonların az ve sık yenilmesidir Bu dönemde zayıflama amaçlı diyet yapılmamalıdır?.

Hamile olduğunu yeni öğrenen ve ilk gebeliğini yaşayan anne adaylarında beslenme konusunda panik ve telaş vardır. Akıllarında hep, ?Ne yesem de bebeğim kilo alsa, bebeğine faydası olsa?? şeklinde sorular vardır. Aslında tüm bu endişeler çoğu zaman gereksizdir. Çünkü bebeğin sağlıklı beslenmesi ve gelişmesinin iyi olabilmesi ancak annenin ruh ve beden sağlığının yerinde olması ve dengeli beslenmesi ile mümkündür. Hamilelik döneminde annenin kilo vermemesi yeterlidir. Bu dönemin uzun sürmesi durumunda ise altında yatan başka nedenler (tiroid fonksiyonları, mide problemleri ve ruhsal sıkıntılar) araştırılmalıdır.
İLK 3 AY KURU VE TUZLU YİYİN
Gebeliğin ilk 3 aylık dönemi annenin gebeliğe psikolojik olarak da alışma dönemi olduğu için bu dönemde kendisini baskı altında hissetmemeli, istediği şeyleri özellikle de kuru ve tuzlu şeyleri tüketmelidir. Gebeliğin ilk 3 ayında özellikle önem verilmesi gereken şey, kedi-köpeklerle, iyi pişirilmeyen etlerle ve iyi yıkanmamış sebze-meyvelerle geçebilen toxoplazma enfeksiyonlarına karşı dikkatli olunmasıdır. Bu enfeksiyon ilk aylarda geçirilirse fetusta kalıcı birtakım sakatlıklara neden olabilir. Gebelik döneminde özellikle kalsiyum, C vitamini, folik asit ve protein yönünden zengin besinler tüketilmelidir. Ayrıca anne adayları, hamilelik sırasında sık karşılaşılan kabızlık ve bağırsak tembelliğinin önlenmesi için de bolca lifli gıdalar almalıdır.



 
Aug
18
    
EDA | 18 Ağustos 2008 18:46 | 0 fav | etiket: , ,  
Normal bir kişi gebeliği boyunca toplam 11 kg.civarında kilo artışı göstermelidir (9-15 kg.lık artışlar normal kabul edilir). Gebelik 3'er aylık 3 bölüme ayrıldığında; ilk 3 ay içinde 1 kg.lık artış olmalıdır. Bu dönemde bazen aşırı bulantı ve kusmalar nedeniyle bu artış olmayabileceği gibi, kilo verebilirsiniz de. Sonraki her 3 aylık dilimde 5'er kilo alınmalıdır. Ortalama aylık kilo artışı 1.5 kg.ı geçmemelidir. Bu ağırlık artışının nasıl olduğunu birlikte görelim:

 Bebeğin ortalama kilosu 3.000 gr
 Plasenta (eş) 500 gr
 Amnion (Bebeğin içinde bulunduğu su) 1.000 gr
 Rahim ağırlığı 1.000 gr
 Meme dokusundaki artış 1.000 gr
 Kan hacmindeki artış 1.500 gr
 Yağ dokusu ve su miktarındaki artış 3.000 gr

TOPLAM 11.000 gr

şu anda sizin vücut ağırlığınız . . . . kg. olduğuna göre, gebeliği bitirdiğiniz dönemdeki hedef kilonuz . . . . kg olacaktır.

Gebelikte beslenmede esas olan çok yemek değil, dengeli ve çeşitli beslenmedir. Önemli olan sizin ve bebeğinizin ihtiyacını, ihtiyaç ölçüsünde almaktır. Yukarıda izlendiği üzere, alınan her kilonun nereye gideceği bellidir. Çok yemeniz daha iri bebek doğuracağınız anlamına gelmez, sadece doğumdan sonra daha şişman olarak kalacağınız anlamına gelir.

Hamile bir kadının günde 2200-2600 kalorilik enerjiye ihtiyacı vardır. Günlük aldığınız gıdaların %50'sini proteinler %35'ini karbohidratlar ve %15'ini yağlar oluşturmalıdır. Ayrıca alınan gıdaların kalsiyum ve demirden zengin olmasına dikkat edilmeli ve lifli (posalı) yiyecekler bolca tüketilmelidir. O halde bunlar hangi gıdalarda bulunmakta, bir bakalım:

? Proteinler: Et (tavuk, balık veya yağsız kırmızı et), süt (her zaman için kaymağı alınmış, pastörize veya iyi pişirilmiş), yumurta, baklagiller (kuru fasulye, nohut, bezelye, barbunya, mercimek) ve peynir.

? Karbohidrat: Aşırı alımından kaçınılmalıdır. ekmek(tercihen kepekli ekmek), makarna, patates, erişte, pilav, mısır.

? Yağlar: Yemeklerle birlikte alınan yağ miktarı yeterlidir. İlave yağa gerek yoktur. Bitkisel kaynaklı sıvı yağlar, hayvansal yağlara tercih edilmelidir.

? Kalsiyum: Özellikle bebeğinizin kemik gelişimi için gereklidir. Süt,yoğurt, peynir, yeşil yapraklı sebzeler.

? Demir: Bir gebe günlük demir ihtiyacını sadece yiyeceklerle karşılayamaz. O nedenle demir içeren ilaçları almalıdır. Kırmızı et, karaciğer ve balık.

? Lifli (posalı) Gıdalar: Gebelikte açığa çıkan kabızlığı önler. Kepekli ekmek, baklagiller, kuru kayısı, kuru üzüm, pırasa, portakal,kabuğu yenebilen meyveler,incir.

Bir gebenin günlük dietinde 6 köfte büyüklüğünde et (Tavuk, balık ya da yağsız kırmızı et), 1 adet yumurta, 2 bardak süt, 1 kase yoğurt, 1 kibrit kutusu kadar peynir, en az bir porsiyon sebze yemeği, bol çiğ sebze (salata), 2-3 porsiyon meyve, 3 ince dilim (tercihen kepekli) ekmek, 4 kaşık kadar baklagiller ve 8-10 bardak su mutlaka bulunmalıdır.

Örnek bir günlük yemek listesi aşağıda verilmiştir:

Sabah: 1 kibrit kutusu kadar peynir, 1 yumurta, 1 bardak süt,

2 ince dilim ekmek, istenirse 1 bardak açık çay,

Kuşluk: 1 pors. meyve

Öğle: 3 köfte kadar et, 1 pors. sebze yemeği, 2 yemek kaşığı pirinç pilavı,

1 kase yoğurt, 1 ince dilim ekmek

İkindi: 2 porsiyon meyve

Akşam: 3 köfte kadar et, 1 pors. sebze yemeği, 1 tabak çorba, salata

Bu listeye sıkı sıkıya bağlanmak zorunda değilsiniz,hatta bazen, küçük kaçamaklar da yapabilirsiniz (alışkanlık haline getirmemek kaydıyla). Önemli olan ihtiyaçlarınızı mutlaka almak ve aşırı tüketimden de kaçınmaktır.

Ayrıca aşağıdaki hususları da aklınızda bulundurun:

Günde 3 dilim ekmeği aşmayın. Pilav, makarna gibi gıdaları 2-3 kaşıktan fazla tüketmeyin.

 Mutlaka 8-10 bardak su için. Kola, gazoz ve şekerli içeceklerden uzak durun. Fazla maden suyu içmeyin. sıcak günlerde, aldığınız sıvı miktarını artırın.

Kızartmanın her türlüsünden kaçının.Son zamanlarda, özellikle patates kızartmasının ve cipsin,fetus üzerinde olumsuz etkileri olduğunu gösteren çalışmalar yayınlanmıştır.

 Çikolata, dondurma, bisküvi, kek sizin için hiç uygun olmayan gıdalardır.

Alkol almayın. Mümkün olduğunca az ve açık çay için. Tercihen kahve içmeyin, ama canınız çok çekerse az miktarda içmenizde de sakınca yoktur.

 Konserve, tatlandırıcı ve hazır gıdaları tercih etmeyin.

 Kendi kendinize tukısıtlaması yapmayın. Ama turşu gibi aşırı tuzlu gıdalardan da kaçının.

Gebelikte Oruç Tutmak: Oruç tutmak sağlıklı insanların yapabileceği bir ibadettir. Gebelik her ne kadar bir hastalık olmasa da, anne vücudunda oluşan değişiklikler, onu normal zamana göre farklı bir duruma getirmektedir. Bu konuda kesinlik kazanmış bir bilgi olmamakla birlikte, şahsi kanaatimi şu şekilde özetlemek isterim: Gebelikde esas olan, bir anda çok yemek değil, kısa aralıklarla sık sık yemektir. Burada amaç, gelişen bebeğiniz için sürekli bir besin akışını sağlamaktır. Yani, meselenin açlığa dayanıp, dayanamama olmadığını bilmelisiniz. Özellikle bebeğinizin hızlı gelişim dönemi olan son üç aylık dilimde uzun süre aç kalmanız doğru olmaz. Benim genelde önerim şu şekildedir: Eğer çok arzu ediyorsanız, aralıklı olarak birkaç kez oruç tutabilirsiniz (tıpkı çocukken tuttuğumuz gibi, örneğin, başında, sonunda ve ortasında J ), ama birkaç şartı da yerine getirmelisiniz:

 Uzun yaz günlerinde oruç tutmayı denemeyin bile.

 Gece mutlaka sahura kalkın (tok karna yatmak mide şikayetlerinizi artıracağından, yemekten sonra biraz oturun ve yüksek yastıkla yatın)

 Sabah olabildiğince geç kalkın ve gündüz 1-2 saat uyuyun

 İftardan sonra birkaç kez ara öğün yiyin.

Ayrıca, İslam dininin gebelere ve lohusalara oruç tutmayı zorunlu kılmadığını da hatırınızdan çıkarmayın.


 
Aug
07
    
EDA | 07 Ağustos 2008 20:23 | 0 fav | etiket:  

Son yıllarda yoga yapan hamilelerin sayısında önemli artış yaşanıyor. Gerçekten de yoga, anne adayına yaşayabileceği en iyi hamilelik ve doğumu sağlıyor. Anne karnındaki bebek için de pozitif bir ortam hazırlıyor.

İSTANBUL - Hamile olduğunu öğrenen pek çok kadın benzer duygular yaşar. Önce büyük sevinç, mutluluk ardından sorular, sorular. Genellikle sorulanlardan biri de; “Doğuma nasıl hazırlanabilirim?”dir. Hamilelikte uygulanan yoga, anne adayını sadece doğum için değil, doğum öncesi ve sonrası için de hazırlıyor. Orijinal yoga sistemine göre çalışmalarını sürdüren Yoga Akademi, hamileler için yoga derslerine başladı. Hamile yogasındaki önemli noktaları Yoga Akademi’den öğrendik.

Özellikle ilk kez hamile olan anne adayı için hamilelik, büyük bir keşif yolculuğu gibi görülebilir. Anne adayının sadece fiziksel görünümü değişmiyor. İşin içine duygular ve zihin de giriyor. Anne adayı olabildiğince bilgi almak istiyor. Bu aşamada belki de öğrenilmesi gereken en önemli bilgi nefes. Yogada doğru nefes alıp vermek ilk adım. Nefesin burundan alınıp burundan verilmesi gerekiyor. Ağızdan verilen nefes, anne adayının enerjisini kısa sürede kaybetmesine yol açıyor. Hamilelik sırasında yaşanan yorgunluk, uykusuzluk, sürekli uyuma isteğinin bir nedeni de doğru nefes uygulanmaması.

Sırt ağrısı, dolaşım ve sindirim sorunları azalıyor
Yoga çalışmasında doğumu kolaylaştıracak asana (duruşlar), anne adayının vücudundaki değişime daha kolay uyum sağlamasına da yardımcı oluyor. Asanalar sayesinde, hamilelik nedeniyle gerilen bazı kaslar gevşetilerek anne adayı rahatlatılıyor.


Güçlendirilmesi gereken, özellikle doğum sırasında anne adayına yardımcı olacak kaslar için de ayrı çalışmalar uygulanıyor. Hamilelik sırasında yaşanan sırt ağrıları, dolaşım ve sindirim gibi sorunlar, asanalar sayesinde minimuma indiriliyor. Hamileleri düşündüren bir başka konu da doğum sonrasında vücudun alacağı form. Asanalar, anne adayına bu konuda da yardımcı. Yoga, hamilelik sırasında vücudun formda kalmasını sağladığı gibi, doğum sonrasında da vücudun yoga yapmayanlara göre daha kısa sürede toparlanmasını sağlıyor. Ayrıca anne adayı esnekliğini de kaybetmiyor.

Anne adaylarının en büyük korkusu doğum sancısı. Bunun yanı sıra hamilelik sırasında ve hatta sonrasında da bir takım endişeler taşıyabiliyorlar. Hormonlar da bu endişeleri tetikliyor. Yoga çalışmaları, anne adayının sinir sistemini rahatlatıyor ve onun kolay bir hamilelik geçirmesini sağlıyor. Doğum sonrasında da annenin bebeği kabullenme sürecini hızlandırıyor.


Yoga çalışmasının bir basamağı olan meditasyon, hamilelik sırasında daha da büyük önem kazanıyor. Anne adayı meditasyon sayesinde zihinsel kontrolünü güçlendiriyor ve her türlü stresi, rahatsızlığı zihninden uzaklaştırabilecek duruma geliyor. Bu durum anne adayının bebeğiyle kurduğu sevgi bağını daha da güçlendiriyor. Yoga dersinde ayrıca normal doğum yapmak isteyen anne adayına, doğum sırasında uygulayacağı nefes egzersizleri de öğretiliyor.

Evrensel gelişim sistemi olan yoga, insanoğlunun her bakımdan gelişmesi için verilmiş bir sistem. Yoga sisteminde verilen teknikler doğru ve orijinal şekilde uygulandığında, insan organizmasının tüm sistemleri mükemmel şekilde gelişiyor.

YOGA AKADEMİ
Orijinal yoga sistemini uygulayan Yoga Akademi, Boğaziçi Üniversitesi Mezunlar Derneği’nde (BÜMED) hamile yogası kurslarına başladı.
Ayrıntılı bilgi için;
BÜMED Tel: 0212 359 58 00.


 
Aug
07
    
EDA | 07 Ağustos 2008 20:22 | 0 fav | etiket:  

Hamilelik sürecinin tetikleyici faktör olduğu varislerden korunmak için bol egzersiz öneriliyor.

Varisler kısaca, bacaklarda ortaya çıkan bir damar hastalığı olarak tanımlanıyor. Ancak varisi olan pek çok hastanın ortak şikayetini, hoşa gitmeyen görüntüler oluşturuyor. Diğer şikayetler arasında akşama doğru ortaya çıkan bacaklarda dolgunluk hissi, yanmalar ve ayak bilekleri civarında şişme bulunuyor.

İstanbul Cerrahi Hastanesi Damar Hastalıkları ve Varis Merkezi Direktörü Doç. Dr. Sadettin Karacagil, varis konusunda sorularımızı yanıtladı.

Varis nedir, ne değildir?

Varis hastalığı yüzeysel toplar damarların yetmezliğidir. Ciddi bir dolaşım bozukluğu veya damar sertliği değildir.

Varis tanısı nasıl konulmalıdır?

Klinik muayene ve damar ultrasonu ile. Damar ultrasonu, yoruma açık bir metottur. Tecrübe ve doğru teknik, sonucu etkiler. Varisin klinik tanısı basittir fakat tedavisinin planlanması için damar ultrasonu yapılması gerekir. Bu sayede hastaya uygun olan tedavi yöntemi seçilir.

Varis bir meslek hastalığı mı?

Eğer genetik yatkınlık da varsa meslek risk faktörüdür. Ama tek başına varise neden olmaz. Yine de kadınlarda, ayakta durmayı gerektiren meslek guruplarında daha fazla görülmektedir.

Hamilelikte varisler neden artar?

Her hamilelikte varis oluşmuyor. Hamile kalmadan önce herhangi bir tip varisi olan hastalarda artış ortaya çıkabiliyor.

Hamilelikte hangi önlemler alınabilir?

Varis çorabı giyilmesini ve egzersiz yapılmasını öneriyoruz. Ana yüzeyel veya derin toplardamarlarda yetmezlik olmayan hastaların ki bunu ancak damar ultrasonu yaptıktan sonra anlayabiliyoruz, varis çorabı kullanması gerekmiyor. Varis çorabının düzenli kullanması, şikâyetleri azaltıyor. Fakat tedavi etmiyor. Varis çorabı mutlaka hastaya uygun ölçüde doktor tarafından belirlenmelidir. Uygun olmayan çorapların kullanılması fayda yerine zarar verebilir.

Varis ağrı yapar mı?

Sadece uzun zaman ayakta kalma sonrası diz altında ağrı yaratabilir. İleri varislerde ayak bileğinde renk değişikliği ve hatta varis ülseri çıkan hastaların bir kısmında ağrı şikâyeti olmayabilir.

Kırmızı görüntülü ince varisler büyük varislerin oluşumunun habercisi midir?

Değildir fakat sadece kılcal damar varisi olan hastaların yüzde 20 - 30’unda görünmeyen toplardamarlarda varis olabilir ve kozmetik tedavi yapılmadan önce hastaların klinik muayene ve damar ultrasonu ile değerlendirilmeleri gerekir.

Varis nedir?

Bacaktaki yüzeyel toplardamarların genişleyerek kıvrıntılı büküntülü hal alması ve hoş olmayan bir görüntü oluşturarak deri altında görülür vaziyete gelmesidir. Bunun nedeni de yüzeyel toplardamarların içinde bulunan kapakçıkların bozulması sonucu kirli kanın yukarı kalbe doğru akacağına aşağıya kaçmaya başlaması ve bunun sonucunda basıncın artıp damarların genişlemesidir. Varisler kimi zaman ufak ve mavi - mor damar genişlemeleri şeklinde ve kimi zamansa adeta bir parmak kalınlığına varacak şekilde görülebilirler.


milliyet



 
Aug
07
    
EDA | 07 Ağustos 2008 20:18 | 0 fav | etiket:  


 
Aug
07
    
EDA | 07 Ağustos 2008 20:13 | 0 fav | etiket:  
Gebe kaldıktan iki hafta sonra bir gebelik hormonu kana geçer ve gebelik bu tarihten sonra herhangi bir zamanda yapılacak idrar testiyle doğrulanabilir. Hormon içeriği en fazla olduğu için testte sabahın ilk idrarı kullanılır.

Bu testi aile planlaması merkezinde yaptırabilirsiniz. Ayrıca eczanelerin hemen hepsinde düşük bir ücretle test yaptırabilirsiniz. Eczaneden alacağınız bir test kitini kullanarak gebelik testini kendi başınıza da yapabilirsiniz. Paketteki talimatları dikkatle izleyin. Test sonucu pozitif çıkarsa, doktorunuzla görüşüp neler yapmanız gerektiğini tartışmalısınız.



 
Aug
07
    
EDA | 07 Ağustos 2008 20:05 | 0 fav | etiket: , ,  

Gebelikte fazla kafeinli içecekler tüketmenin düşük yapma riskini artırdığı bildirildi. Araştırmacılar, çay, soda ya da sıcak çikolata tüketiminin de düşük riskini artırması nedeniyle kahvedeki diğer kimyasal maddelerden çok tek başına kafeinin düşük riskini artırdığını belirttiler.ABD'nin önde gelen Kaiser Permanente tıp merkezinden Dr. De-Kun Li ve ekibinin yaptığı araştırma, daha önce yapılan benzer araştırmaları doğrulayarak, kadınların hamilelikte fazla kafeinli içecek tüketimine son vermelerini öneriyor.

2 yıl süren araştırmaya, gebeyken de kafeinli içecekler tüketmeye devam eden 1063 kadın katıldı. Gebelikte günde en az iki fincan kahve ya da 5 kutu kafeinli soda (200 miligram kafein) içen kadınların düşük yapma riskinin kafeinli içecekler tüketmeyenlere göre 2 kat, günde 200 miligramdan az kafein tüketenlerin ise düşük yapma riskinin kafeinli içecekler tüketmeyen kadınlara göre yüzde 40 fazla olduğu ortaya çıktı.


Daha önce aynı konuyla ilgili yapılan araştırmalardan farklı olarak bu araştırmaya gebelikte kafein tüketmeye devam eden kadınlar katıldı. Bundan önceki araştırmalara katılan bazı kadınlar gebelikte rastlanan mide bulantısı ve kusma şikayetleri nedeniyle kafein tüketmeyi bırakıyordu. Araştırma "American Journal of Obstetrics and Gynecology" dergisinin internet sitesinde yer alıyor.