Seksüel temasla geçen hastalıklar doğurganlığı etkilemiş olabilir. Bu
tür bir hastalık geçirip geçirmediğiniz hekim tarafından bilinmelidir.
Cinsel yolla bulaşabilen pek çok hastalık anne ve anne karnındaki
bebeği olumsuz etkileyebilir. Frengi, AİDS, Hepatit B gibi hastalıklar
çocuk açısından ciddi riskler oluşturabilecek CYBH 'dır. Anne
adaylarının tümünün bu hastalıklar açısından taranması ideal bir
yaklaşım olmakla beraber genel olarak ekonomik ve sosyal nedenlerle
mümkün olmamaktadır. Uygun koşullarda veya şüpheli durumlarda mutlaka
kan testleri yapılarak karar verilmelidir. CYBH'a mikoplazma, herpes,
gonore, HPV enfeksiyonları da eklenebilir. Bu hastalıklardan birisi
tespit edilirse uygun tedavi ve çocuğa yönelik koruma önlemleri
belirlenir.
Gebelik öncesi prenatal vitamin desteği, özellikle günlük 400 mgr folik
asit alınması, beyin-omurilik sistemindeki sakatlıkları azaltır.
Gebelik öncesi ve gebelikte vitamin alınmasına ek olarak diyet
ayarlanmalıdır. Kansızlık varsa uygun tedavi yapıldıktan sonra gebelik
önerilmelidir. Vejeteryan bir anne adayında ise Vitamin B-12 ve D
desteği önem kazanmaktadır.
yi bir gebelik dönemi geçirmek için iyi bir plan yapmak gerekir.
Gebe kalma planınızı hayata geçirirken size düşen bazı görevler var.
Aşağıdaki yazıda gebe kalmayı planladığınız andan itibaren dikkat
etmeniz gereken noktalar özetlendi:
İlk yapmanız gereken gebe kalmadan önce bir doktor kontrolünden
geçmektir: bu kontrolün amacı gebelikte, doğumda ya da doğum sonrasında
normaldışı durumların ortaya çıkma riskini artıracak "risk
faktörlerinin" belirlenmesi ve gebe kalmadan önce tedavi
gerektirenlerin tedavi edilmesi (kansızlık, enfeksiyon gibi), gebelik
takibini değiştirebilecek özelliklerin belirlenerek gebelikte takip
planının çizilmesidir (daha önceden düşük yapmış olmak, dış gebelik
geçirmiş olmak, daha önceden ölüdoğum-erken doğum yapmış olmak gibi).
Sürekli olarak kullanmak durumunda olduğunuz ilaçların gebeliğe göre
tekrar düzenlenmesi de bu kontrolde ele alınacaktır.
Gebe kalmayı planladığınız andan itibaren sigarayı bırakmalı, sigara içilen ortamlardan uzak kalmalısınız.
Alkol kullanımını tümüyle bırakmalı ve eğer kullanıyorsanız uyuşturucu, sakinleştirici, uyarıcı ilaçlardan vazgeçmelisiniz.
Akne (sivilce) ilaçlarının bazıları (izotretinoin içerikli olanlar)
erken gebelik döneminde kullanıldığında gelişmekte olan bebek için
ileri derecede sakıncalı olabilir.
Ağrı kesici olarak mümkün olduğunca parasetamol içerikli ilaçları kullanmalısınız.
Düzenli beslenmeye hemen şimdi başlamalısınız.
Başka nedenlerle doktor kontrolüne gittiğiniz her durumda doktorunuzu gebe olabileceğiniz konusunda uyarmalısınız.
Evinizde kedi besliyorsanız ve toksoplazma tetkikleriniz bu
hastalığı geçirmediğinizi gösteriyorsa kedinin bakımı esnasında kedinin
dışkısıyla temas etmemeye özen göstermelisiniz. Yine ek bir önlem
olarak toksoplazmadan korunmak için çiğ et tüketiminden vazgeçmelisiniz.
Sauna, tüplü dalma, bedeni aşırı zorlayıcı sporlar gebe kalmayı planlayanlar için uygun aktiviteler değildir.
Mesleki özellikler de gelişmekte olan bebeği etkileyebilir:
Kimyasal maddelerin üretildiği ve/veya açığa çıktığı iş kollarında
çalışanlar (boya sanayi gibi) muhtemel riskler için kurum doktorlarına
başvurmalı ve gerekirse çalıştıkları bölümü geçici olarak
değiştirmelidirler.
İşyerinde radyasyona maruz kalanlar (radyoloji veya radyoterapi
kliniklerinde çalışanlar, günboyu güvenlik kontrolü için "x-ray cihazı"
adı verilen dedektörlerin yakınında çalışan güvenlik görevlileri gibi)
gebeliği planladıkları andan itibaren durumu bağlı bulundukları yetkili
kişiye iletmeleri ve kurum doktorunun önerisine göre radyasyon
ortamından uzak durmalıdırlar.
Bilgisayar kullanan anne adaylarının bebeklerinde normaldışı bir durum
ortaya çıkma riskinde bir artma saptanmış değildir. Dahası,
bilgisayarlar iyonize edici özellikleri olan herhangi bir radyasyon
yaymazlar. Yine de ekstra bir önlem olarak kendi bilgisayarınıza ve
odanızdaki bilgisayarlara ekran filtresi taktırarak bilgisayarla
çalışmaya devam edebilirsiniz.
Dr.
Ogino'nun bütün dünyaca kabul edilen yöntemine göre, ovulasyon (
yumurtlama ), beklenen bir sonraki adet kanamasından önce 12. ve 16.
günler arasında, beş günlük süre içinde olur.
Kitabın
sonundaki takvimde görüldüğü gibi, otuz günlük adet periyodu olan bir
kadında yumurtlama bazen son adet kanamasının ilk gününden başlamak
üzere hesaplanan 15. ve 19. günler arasında olur. Fakat spermlerin üç
gün süreyle canlı kalabildikleri düşünülmelidir. Eğer cinsel ilişki son
adet kanamasının ilk gününden başlamak üzere 12., 13., veya 14. günde
yapılmışsa, ya da tahmin edilen "emin günlerde" cinsel birleşimde
bulunulmuşsa, gene de gebe kalmak olasılığı vardır. Zira spermler
yumurtlama periyoduna kadar canlı kalabilir.
Öte yandan, cinsel
ilişki 20. günde veya yumurtlama periyodunun olduğu günün ertesi günü
yapılmışsa, gene de gebe kalmak olasılığı vardır. Çünkü yumurta hemen
hemen bir gün kadar canlı kalır.
Onun için, "emin günleri"
hesaplamak amacıyla, spermlerin canlı kaldıkları süreyi yumurtlama
periyodunun ilk kısmına, yumurtanın canlı kalacağı günü ise yumurtlama
periyodunun son kısmına eklemek gerekir. Kitabın sonunda takvimde
gösterildiği gibi, 30 günlük periyotta emin devre ilk yarıda 11. güne
kadar devam eder. İkinci yarıda ise emin devre 21. gün başlar.
Bu
sayıların akılda kalması kolaydır. Çünkü her iki günde de bir sayısı
vardır. Bu kural her türlü adet periyotlarına uygulanır. Örneğin 32
günlük periyotta emin günler birinci devrede 13. güne kadar devam eder
ve ikinci yarının 23. gününde yeniden başlar. 28 günlük periyotta bu
sayılar 9. ve 19. günlerdir. Böylece kadının kendi döllenme tehlikesi
olmayan günlerini hesaplaması çok kolaylaşır.
İlk gebe kalma
tehlikesi olmayan devrenin son gününü saptamak için, adet periyodu
süresinden 19 gün çıkarılır. İkinci devrenin ilk gününü hesaplamak için
de 9 gün çıkarılır.
2. PERİYODUN İLK YARISINDAKİ OLDUKÇA EMİN GÜNLER NASIL HESAPLANIR?
Yukarda
ele alman emin devre, gebe kalınamayacağına dair %100 garanti değildir.
Bazı kadınlar, emin devrede ilişkide bulunmaya çok dikkat etmelerine
karşın gebe kaldıklarını söylemiştir. Bunun nedeni, adet periyodunda
bazı düzensizlikler olabileceği içindir. Kadınlar adet periyotlarını
bir yıl süreyle kaydederlerse, ilk günün bir gün önceye ya da bir gün
sonraya kayabildiğini ayırdedeceklerdir. Bu tek günlük fark gebeliği
önleme çabasını boşa çıkarabilecektir.
Onun için, bir ya da iki
gün, yumurtlama`nın erken olabileceğini hesaplamak yararlıdır.
Gerçekten emin günleri saptamak için, uzun bir süre adet periyotlarının
tarihini kaydetmek ve buradaki en aşırı düzensizlikleri hesaba katmak
gerekir.
Eldeki kayıtlardan en kısa adet periyodu 26 gün, en
uzunu ise 30 gün görünmüyorsa, ilk yarıda emin devrenin 7. güne kadar
devam edeceği anlaşılır. Yani, adet kanaması beş gün sürerse, ancak
bunu izleyen iki günde gebe kalmak korkusu olmadan birleşmede
bulunulabilir; bu gerçek, adet kanamasından sonraki üç günün emin devre
olduğu hakkındaki genel görüşü çürütmektedir.
3. İKİNCİ YARININ EN EMİN GÜNLERİ NASIL SAPTANIR?
Birinci
yarıda en emin günleri saptamak için yukardaki yöntem en başarılı
olanıdır; aynı yöntem ikinci yarıya da uygulanırsa, bundan bazı hatalar
doğar. Örneğin, adet periyodu en az 25, en çok 31 gün, ortalama ise 28
gün süren bir kadın, gebe kalmak tehlikesi olmadan birinci devrede 6.
güne kadar ilişkide bulunabilir. İkinci yarıda ise birleşme 22. günden
sonra başlayabilir. Bu da döllenme olasılığının çok uzun olduğu bir
süredir.
Bu yöntemin düzeltilmiş şekli bazal ısı adı verilen
vücut sıcaklığının ölçülmesidir. Her sabah, yataktan kalkmadan belirli
bir zamanda ağızdan dereceyle vücut ısısı ölçülürse (en iyisi 6,30 ile
7,30 arası), adet periyodu içinde vücut ısısının farklılık gösterdiği
anlaşılır.
Yumurtlama günü esas olmak suretiyle ısı bir süre
azdır, bir süre fazlalaşır. Isı, yumurtlama gününe kadar 36,7 derecenin
altındadır ve yumutlama`nın olduğu günün ertesi sabahı 36,7 santigradın
üzerine çıkar. (Bu konuda kitabın sonundaki grafiğe bakın.)
Böylece
kadın her sabah döllenme tehlikesi olan devreye kadar vücut ısısını
ölçer. Bir sabah ısının 36,7 santigradın üstüne çıktığını görecektir. O
zaman yumurtlama olayının oluştuğunu anlamalıdır.
İşi güvenceye
almak için, kadın ertesi sabah vücut ısısını bir kez daha ölçebilir,
ısı 36,7 santigradın üzerinde kalırsa, gelecek yumurtlamaya kadar gebe
kalmak korkusu olmadan ilişkide bulunabilir. Bu şekilde ikinci yarının
emin günleri artırılmış olur. Oysa ki basit hesapla bu süre daha az
olacaktır. Ayrıca böylelikle kadın gelecek kanama gününü de kesinlikle
hesaplayabilir.
NOTLAR
a. Bazı kadınların vücut ısıları
yumurtlama sırasında yukarıdaki özellikleri göstermez. Böyle kadınlar
ancak hesap yöntemine güvenmelidir.
b. Bir doğum yaptıktan
sonra, gelecek adet kanamasına kadar yumurtlama gününü kesin olarak
söyleyebilmek olanağı yoktur. Bu, gelecek aylarda önlemlere uymak
gerektiğini gösterir.
Genellikle yumurtlama iki veya üç ay
olmaz. Fakat bazı kadınlarda ikinci ayda da yumurtlama başlayabilir.
Annenin çocuğunu emzirdiği sıralarda çoğu kez yumurtlama olmaz, fakat
bu kural yüzde yüz kesin değildir. Dört veya beş ay geçtikten sonra
annenin gene gebe olduğunu ayırdetmesi, ender durumlardan değildir.
Daha önce birden çok sezaryen olduysanız,
çok sayıda yara izi nedeniyle, doğumdaki rahim kasılmaları sırasında
rahim yırtılması riski artar. BU nedenle gebeliğin son zamanlarında
doğumun başlama işaretlerine dikkat edin. Bunlar ortaya çıktığında
hemen hekiminize haber verin ve akabinde vakit kaybetmeden hastaneye
gidin. Ayrıca gebeliğin herhangi bir döneminde kanama yada
açıklanamayan sürekli karın ağrısı olduğunda yine hemen hekiminize
haber vermelisiniz.
Gelelim daha önce sezaryenle doğum yapmış annelerin, normal doğum yapma şanslarına ;
Bir
kez sezaryen olan hep sezaryen olur. Son zamanlara dek bu bir kuraldı.
Sezaryenin yenilenmesi bir kural olarak kabul edilmemelidir. Yeni kural
sezaryenden sonra vajinal doğumdur. Deneyimler daha önce sezaryenle
doğum yapmış kadınların % 50 - 80′inin daha sonra normal doğum
yapabileceğini göstermiştir. Hatta ilginç gelecek sezaryenle yapılmış
bir doğumdan sonra normal doğumla ikiz doğurmuş kadınlar da vardır.
Sezaryen
sonrası normal doğum yapabilmeniz karındaki kesikten farklı olan
rahimdeki kesinin türüne ve bebeğinizin cerrahi yöntemle
doğurtulmasının nedenine bağlıdır. Kesi aşağıda ve yatay yapılmışsa
yani bugün kadınların % 95 ‘inde yapıldığı gibiyse şansınız fazladır.
Klasik dikey kesi yapılmışsa, rahmin yırtılma riski nedeniyle vajinal
doğum yapmanıza izin verilmyecektir. Bebeğin sıkıntıda olması,
plasentanın erken ayrılması, plasentanın rahim ağzına yakın yerleşmesi,
makat gelişi gibi yenileme olasılığı düşük bir nedenle sezaryen
olmuşsanız normal doğum yapma şansınız vardır.
Sağlık
Bakanlığı hastanelerin performans kriterleri arasına sezaryenle doğum
oranlarını ekleme kararı aldı. Buna göre hastaneler ne kadar az
sezaryenle doğum operasyonu yaparsa o kadar yüksek puan alacak.
Zorunluluk durumunda başvurulması gereken bir doğum yöntemi olan
sezaryen Türkiye'de özel hastanelerin arka arkaya açılmasıyla birlikte
hızlı bir artış gösterdi ve sezaryenle doğum oranı yüzde 60'lara kadar
çıktı. 2006 yılında doğan bebeklerin yüzde 40'ı, 2007'de ise yüzde
32'si sezaryenle dünya geldi. Uluslararası standartlar ise sezaryen
yönteminin doğumların yüzde 20'siyle sınırlı tutuluyor. Sezaryen doğum,
1 Eylül'den itibaren hayata geçecek "Sağlıkta Performans ve Kalite
Yönergesi"ne eklenerek bu tür doğumların önüne geçilmesini
gerektiriyor.
Doktorlar uygulamanın doğru olduğunu ancak
normal doğum için yeterli altyapının oluşmadığını vurguluyor. Normal
doğumların doktorlar değil ebeler tarafından yapıldığını belirten
uzmanlar yeterli ebe yetiştirilmediğini iddia ediyorlar.
Bakanlığın
yeni düzenlemesinde eğitim hastanelerinde sezaryenle doğum oranı yüzde
20'ye, devlet hastanelerinde yüzde 15'e, özel hastenelerde ise yüzde
30'a düşürmeyi hedefliyor.
YASAL UYARI
Bu sitedeki bilgiler tavsiye niteliğinde olup tedavi amaçlı değildir. Uygulamaların sorumluluğu site sahibine ait değildir. Sağlık sorunlarınız için mutlaka bir hekime danışınız.Hekiminizin verdiği ilaçlar var ise mutlaka kullanınız.Hekime gitmeden ve teşhis koydurmadan şikayetiniz ne olursa olsun, buradaki bilgiler ile kendi kendinizi tedavi etmeye kalkışmayınız. Buradaki bilgilerin kesinlikle bir hastalığı teşhis amacı yoktur.