| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )
8 "gebelik" etiketi kullanan gönderi "gebelik" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar
 
Dec
21
    
EDA | 21 Aralık 2008 15:44 | 0 fav | etiket: , , ,  

Evet. Gebelik oluşması için kızlık zarının bozulması şart değildir. Yukarıda anlatıldığı gibi esnek olan bir zar tam bir cinsel ilişkide bozulmamış olmasına karşın gebelik oluşabilir.

Diğer bir yol da yine ender görülmesine karşın erkeğin kızlık zarına çok yakın bir yere boşalmasıdır.

Spermler oldukça hareketli hücreler olduklarından vajinanın girişinden rahim ağzına ve buradan da iç genital sisteme geçerek gebeliği başlatabilirler.



 
Dec
21
    
EDA | 21 Aralık 2008 15:43 | 0 fav | etiket: , , , ,  
a.Tübal gebelik genellikle gebelikten önce Fallop tüplerinin iltihaplanmış olmasından ileri gelmektedir. Vakaların % 25′ine önceden salpenjit geçirmiş olan kadınlarda rastlanmaktadır.

b.Çocuk düşürmeden veya doğumdan sonra meydana gelen bir enfeksiyondan.

c.Bir tüpün mekanik basıncına, eğrilmesine veya tıkanmasına neden olan yumurtalık veya rahim tümörleri.

d.Önceden meydana gelen bir peritonit (karın boşluğu iltihaplanması).Bu iltihaplanma bir tüpte yapışmalar meydana getirmiştir ve kanalını tahrif etmiştir.

e.Bir tüpte doğuştan gelen şekil bozukluğu.

f.Tamamen nomal görünen kadınlarda bilinmeyen ve teşhis edilemiyen nedenler.



 
Dec
15
    
EDA | 15 Aralık 2008 22:09 | 0 fav | etiket: , , ,  

Meme kanseri tedavisi sonrası gebe kalmanın güvenliği hem o kişi hem de doktoru için kaygı verici bir konudur. Pek çok kadın farklı nedenlerden (eğitimsel, profesyonel ve kişisel) çocuk doğurmayı geciktirdiği için çocuk doğurmaya başlama ya da çocuk büyütme tamamlanıncaya kadar, giderek artan sıklıkta meme kanseri tanısı almaya başlamışlardır.

Çocuk yetiştirmenin 30''lu 40''lı yaşlara bırakılması; bu yaşlarda meme kanseri insidansı artışı ile birliktelik gösterir

Meme kanseri Amerika''daki kadınlarda en sık görülen malignesidir ve yıllık 200.000''den fazla kadını etkilemektedir. Meme kanseri hastalarının çeşitli ülkelerde 40 yaş altı hasta oranı yaklaşık %10''dur. Tedavinin tamamlanmasından sonra hastanın gebelik ve çocuk doğurmayı istemesi gayet doğaldır.

Meme kanseri tanısı sonrası çocuk sahibi olma kararı alınırken, potansiyel olarak kısıtlı hayat süresinin sosyal, psikolojik ve ekonomik etkileri göz önünde bulundurulmalıdır. Bu nedenle sadece küçük oranda bir kadın, muhtemelen hem yukarıdaki nedenlerden hem de kemoterapinin fertilite üzerine etkisi yüzünden meme kanseri tedavisi sonrası gebe kalmaz.

Gebe kalanların bir kısmı ise; aynı zamanda olaysız bir gebelikse bu gebeliklerin bildirilmesi aynı zamanda kesin olarak düşük olacak, böylece sonuçları hakkında az bilgiye ulaşılacaktır. Siegal ve arkadaşları meme kanseri tedavisi olmuş ve ileri bir gebeliği gerçekleştirmeyen 50 kadınla bu kararlarının nedenleri hakkında görüşmüştür. Bildirilen nedenler; kanserin tekrar etme korkusu, radyoterapinin indüklediği doğum defektleri korkusu, çocukta artmış kanser riski olabileceği inanışı, çocuğa bakmanın stesidir. BRCA1 gibi genetik mutasyona sahip kadınlarda bunu kalıtımsal olarak çocuğuna geçirip geçirmeyeceği konusu hakkında henüz bilgi yoktur.

Meme kanseri için genetik riski olan kadınlarda; genetik konsültasyon, bilinen veya meme kanseri için umulan yatkınlığa sahip kadınların uygun genetik konsültasyonu ve psikolojik düzenlenmesi günümüz tıbbında halen keşfedilmemiş noktalar içermektedir.

Öte yandan daha önce konulan meme kanseri tanısı eğer hastanın yaşamını etkilemiyorsa, fetusda hiçbir yan etki gösterilememiştir. Nüksün erken dönemde görülebilmesi nedeni ile günümüzde hastalara gebe kalmadan 2 veya 3 yıl beklemeleri önerilmektedir.

Meme kanseri sonrası gebe kalma kararı üç soruyla cevaplandırılmalıdır. Bu karar neden seçilmiştir; bu kararın yorumu umulan bir sonuca dayanmaktadır. Karar, tüm olasılıklarla beraber değerleri geniş bir değişken aralık içerir. Bu nedenle bu modelde öngörülebirlik çok düşüktür. Daha ileri olarak meme kanseri sonrası gebe kalma isteği beraberinde anneliği tatmin eder, sağlık ve kadınlık için iyileşmeyi ifade eder. İkinci soru kararın yükümlülüğünün kime ait olduğudur.

Otonomi paradigması altında kadının kararı yalnızca kendi başına doğru karardır. Son soru ise kararın nasıl alınacağıdır. Kausitistik analiz kadınların kararını düzeltebilir. Konu sadece karar hakkında değil; fakat aynı zamanda hasta-doktor ilişkisine bağlı bir karar hakkında hem de sadece bir biyomedikal sorun olmayan karar hakkındadır.

Meme kanseri tedavisi görmüş ve gebe kalmak isteyen kadınlara, gebeliğin mümkün olduğu ve meme kanseri için prognozu ağırlaştırması ile bağlantılı görülmediği bildirilmelidir. Öte yandan gebe kalınması az oranda önerilir. Çünkü meme kanserinin çoğunun tekrarı ilk tanıdan iki-üç yıl sonra görüldüğü için, hastalara üç yıl sonra gebe kalması önerilmelidir. Eğer hastanın aksilla tutulumu var ise gebeliğin geciktirilmesinin beş yıla kadar uzatılması önerilebilir, ancak bu sadece bir fikirdir. Emzirmenin, meme kanseri tekrar riskini arttırdığına ne de çocukta herhangi bir sağlık riski taşıdığına dair hiçbir kanıt yoktur. Daha önce meme kanseri tedavisi görmüş, rezidüel tümörü kanıt göstermeyen kadınlar, çocuklarını emzirmeye teşvik edilmelidir.

Karar her hasta için ayrı; hastanın prognozuna ve gebelik isteğine göre değerlendirilmelidir.

Meme kanseri sonrası yaşamını sürdürenlerden gebe kalanların; kendi kendini eleyerek seçilmiş bir grup olarak, hamile kalmak istemeyecek kadar kendini iyi hissetmeyenlere göre daha iyi bir iyilik haline sahiptir. Bir grup araştırmacı meme kanseri tanısı sonrası gebe kalanların yarısı 15 yıl yaşarken, 20-40 yaşları arasındaki kontrol grubunda sadece % 35''inin yaşadığını bulmuştur. Aynı araştırmacılar aynı zamanda; en iyi sonuç alan kadınların birden fazla çocuk sahibi olmasına rağmen; tanı ile gebelik arasında mesafe uzadıkça daha iyi sonuç alındığını bulmuşlardır. Mignot ve arkadaşları meme kanseri tanısı sonrası ortalama 21 (1-87) ay sonra gebe kalan ortalama yaşı 32 olan 68 kadın hakkındaki verileri toplamış ve 72 ay takipte %19 relaps ile beraber %71''lik 10 yıllık yaşam hesaplanmıştır. Bu oranlar yaş-evre eşli kontrollerdeki 10 yıllık yaşam % 75''den istatiksel olarak farklı değildir.

Ariel ve Kempner meme kanseri sonrası gebe kalan 47 hasta bildirmiş ve mortalitede artış bulamamışlardır. En son olarak Kroman ve arkadaşları, Danimarka Kanserli hasta kaydından 173 hasta belirlemiş ve kötüye gidiş hakkında hiçbir kanıt bulunamamıştır. Bir başka topluma dayalı vaka kontrol çalışmasında meme kanseri sonrası gebe kalan 53 kadında yaşam üzerinde belirgin yan etki gösterilmemiştir (bağıl risk: 0,8, güvenlik aralığı 0,3-2,3) . Her nasılsa bu çalışmaların yaptığı; meme kanserini takip eden gebeliği sonlandırmanın yaşamı uzatmadığını, bunu yapmanın daha zararlı olabileceğini düşündürebilir. Öte yandan Surbone ve arkadaşları sonuçların daha az inanılır ve kesin olduğunu bildiren birkaç sonuç bildirmiştir.

Meme kanseri üzerine hormonal etki çok iyi bilinmektedir. İlk doğumun yaşı, menarj, menapoz yaşı, postmenapozal hormon tedavisi, meme kanseri patogenezinde belirgin hormonal faktörlerdir. Endojen hormonların meme kanseri gelişiminde patogenezi 100 yıldan fazla bilinmektedir. Beatson 1896 yılında ilerlemiş lokal hastalığı olan premenapozal hastalarda ooferektomi ile gerilemeyi belirtmiştir. Östrojenin mikrometastazların büyümesini hızlandırmaya neden olması, uyku halindeki mikrometaztazları uyardığı veya yeni bir primerde direk karsinogenezi uyarması; meme kanserli hastalarda en başta gelen kaygılardır. Peck JD ve arkadaşları 2002 yılında yaptıkları bir çalışmada gebelik hormon düzeyleri ve ileride annede gelişebilecek meme kanseri riskini değerlendirmeye çalışmışlardır.

Bu çalışmada gebelik sırasında ölçülen serum steroid hormon düzeyleri ile annenin meme kanseri riski arasındaki ilişki direkt olarak değerlendirilmiştir. Vaka kontrollü bu çalışmada 1959 ile 1966 yılları arasında gebe kalmış kadınların, toplam unkonjuge östrodiol, estrone, estriol ve progesteron 3. trimestir serum düzeyleri, vaka kontrollü çalışmada toplanmıştır. Vakalardan bir kısmına (194 olguda) 1969 ve 1991 yılları arasında meme kanseri tanısı konmuştur. Kontrollerde (374 olguda) randomize yapı kullanılarak gebelik sırasında yaş eşleştirilmiştir. Yüksek progesteron düzeyleri azalmış meme kanseri insidansı, yüksek östrojen düzeyleri artmış meme kanseri insidansı gözlenmiş, östradiol düzeyi ile kanser arasında ilişki gözlenememiştir.

Sadece birkaç vakada gebelikten 15 yıl sonra kanser gelişmiş olup; geç veya erken kanser gelişen vakalar karşılaştırılamamıştır. Östrojen progesteron oranı değerlendirildiğinde; progesterona göre yüksek total östrojen ve yüksek östrojen düzeylerine sahip olanlarda orta derecede artmış meme kanseri insidansı tespit edilmiştir. Bu bulgular gebelikteki steroid hormon düzeylerinin meme kanseri için risk faktörü olduğunu düşündürmüştür.

Pek çok otorite; meme kanseri tedavisinin sonucunda hastalığı ilerleyenleri veya tekrar edenleri tespit edebilmek için 2-3 yıl beklemeyi önermektedir. Bu süre zarfında gebelikten korunma mekanik olmalıdır. Meme kanseri sonrası kombine oral kontraseptiflerin kullanılması ile bağlantılı yine de iyi tanımlanmamış az da olsa risk olabilir.

Emzirme : Eğer hasta kemoterapi alıyor ise; sütün kontamine olma potansiyeli nedeni ile emzirme kesilmelidir. Öte yandan; bunu takip eden gebeliklerde emzirme kontrendike değildir. İyi dökümante edilmemesine rağmen, konservatif cerrahiye giden bir memede süt üretimi teorik olarak mümkündür. Çıkarılan meme kısmı merkezden ziyade periferde ise muhtemelen daha kolaydır. Radyoterapi normal meme epitelinde; süt üretimini azaltabilecek değişiklikler yapabilir. Bir grup araştırmacı tarafından yapılan bir çalışmada; ışınlanmış memeden 11 hastadan sadece biri emzirebilmiştir.

KARAR
Meme kanseri gebelik sırasında, gebe olmayan premenapozal kadınlarda olduğu gibi aynı oranda görülür. Her iki grupta benzer biyoloji ve yaşam hızına sahiptir.Tedavi bu nedenle benzerdir ve gebelik nedeni ile gecikmiş olmamalıdır. Gebeliği sonlandırma; birinci trimestirde kemoterapinin veya radyoterapinin riski olmazsa ya da hasta agresif ilerlemiş hastalığa sahip değilse nadiren gerekir.

Meme kanseri tedavileri fertiliteyi etkileyebilir. Bu özellikle 40 yaş üzerinde kemoterapi alan kadınlarda belirgindir. Öte yandan eldeki bilgilerin yorumu sonucu; bir kadının meme kanseri tanısı sonrası gebe kalırsa, süreceği yaşam süresinin etkilenmeyeceği ve hatta paradoksik olarak daha iyi bir yaşam sürebileceği düşüncesine varılmaktadır.

Meme kanseri tedavisi sonrası gebelik hakkında büyük prospektif çok merkezli çalışmalar konuyu aydınlatacaktır. Elimizde olanlar ise retrospektif, sınırlı sayıda hasta ile topluma dayalı çalışmalardır.



 
Dec
15
    
EDA | 15 Aralık 2008 22:08 | 0 fav | etiket: , ,  
Bir çiftin gebeliğe hazırlanırken dikkat etmesi gereken birçok önemli adım vardır. Gebelik ya da bir çocuğa sahip olmak gibi önemli bir olaya fiziksel, psikolojik ve ekonomik olarak hazırlanmak gerekmektedir. Bu hazırlığın ilk adımı bir hekime danışmaktır. Gebeliğe hazırlanırken genel bir sağlık kontrolü ve bazı testler yapılması gerekir. Çünkü gebeliğin kendisi bazı annelerde ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir.


 
Sep
22
    
EDA | 22 Eylül 2008 17:49 | 0 fav | etiket:  
Tekrarlayan düşükler; genetik, rahime ait anomaliler, endokrin sisteme ait hastalıklar, immunolojik ve hematolojik faktörler, enfeksiyon veya çevresel etkenlere bağlı olarak gelişmektedir.

Ancak bu önemli sorunu yaşayan çiftlerin hala ortalama % 50'sinde neden açıklanamamaktadır.   

- Tekrarlayan gebelik kayıpları nasıl tanımlanır? 

Üç veya daha fazla sayıda gebeliğin ardışık olarak erken dönemde( 20 haftada ya da daha öncesinde) kaybedilmesi, 'tekrarlayan gebelik kayıpları' olarak adlandırılır. Üreme çağındaki fertil çiftlerde tekrarlayan düşük sıklığı, %0.5-1 oranındadır. Düşük nedeninin bulunmasına yönelik ileri ailelerde de başlanmaktadır. Tekrarlayan gebelik kayıpları birçok disiplinin birlikte çalışmasını gerektiren kompleks bir sorundur (Jinekoloji, Genetik, Epidemiyoloji, İmmünoloji, Hematoloji ve Endokrinoloji).   
 
- Tekrarlayan gebelik kayıplarının sebepleri nelerdir? 

Genetik nedenler
Tüm nedenlerin % 4,7'si genetik olup, resiprokal veya robertsonian translokasyon ile inversiyonlar en sık görülen yapısal kromozom anomalileridir. Sorun, kadın ve erkeğe  kromozom analizi yapılarak değerlendirilmeli, genetik bir sorun varlığında tüp bebek yöntemi uygulanarak 'Preimplantasyon Genetik Tanı' (PGT) yapılmalıdır. Böylece hasta embriyoların ayrılarak, sadece normal embriyoların anne rahmine yerleştirilmesi ile sağlıklı bebekler dünyaya gelebilmektedir. Ayrıca bazı tekrarlayan düşük olgularında kadın ve erkekte  genetik bir sorun olmamasına rağmen embriyolarda kromozomal anomali sıklığında artış olabilmektedir. PGT yöntemi böyle durumlardaki düşüklerde embriyoların etkisini belirlemede önemli bir 'tanı yöntemi'olarak da kullanılmaktadır.

Rahime ait anatomik nedenler
Septum adı verilen ve rahim içini daraltan doğumsal şekil bozuklukları, myomlar,   kürtaj sonrası gelişebilen rahim içi yapışıklıklar bu nedenler arasında sayılabilir. Böyle durumlarda yeni bir gebelik öncesi yapılacak 'histeroskopi' ve 'laparoskopi' gibi endoskopik yöntemlerle sorun giderilmelidir.

Hormonal nedenler
Tiroid hastalıkları, iyi kontrol edilmemiş diyabet ve prolaktin yüksekliğinin uygulanacak laboratuvar tetkikleri ile saptanarak tedavi edilmesi, başarı şansını artırmaktadır. Ayrıca tekrarlayan düşüklerde yüksek androjen düzeyleri ve polikistik yumurtalık sendromu (PCOS) sıklığında artış da bildirilmekte; metformin tedavisinin ise PCOS olan kadınlarda insülin direncini azaltarak tedaviyi olumlu etkilediği  gözlenmektedir.

Pıhtılaşmaya ilişkin sorunlar 
'Antifosfolipid Sendromu' kadının kendi pıhtılaşma faktörlerine veya bazı hücrelerine karşı antikor üreterek, bebeği besleyen damarlarda tıkaç oluşumuna yol açması olarak tanımlanabilir. 'Trombofili' yani pıhtılaşma eğiliminin artması da, tekrarlayan düşüklerde önem taşımaktadır. Doğumsal veya edinsel şekilleri mevcuttur. Protein C ve protein S ile antitrombin III aktiviteleri, Faktör V Leiden ve Factor II gen  mutasyonları, açlık plazma homosistein düzeyleri araştırılmalıdır.
Pıhtılaşma defekti saptanan kadınlara aspirin ve heparin gibi kanı sulandıran ilaçlar kullanılmaktadır. 

İmmunolojik nedenler
Gebelikte annenin bağışıklık sisteminde bazı değişiklikler oluşmakta, gelişen bebekteki babaya ait antijenler tanınarak, bebeğin yabancı bir madde gibi görülmesi ve reddedilmesi önlenmektedir. Ancak bazı durumlarda bu koruyucu mekanizmada oluşan defektler, tekrarlayan düşüklere neden olabilmektedir. Natural Killer (NK) (öldürücü hücreler) ve Th1/Th2 Sitokin oranın değişmesi olası nedenler arasında araştırılmaktadır. Tekrarlayan düşüklerde eşler arasındaki HLA doku grubu benzerlik veya farklılıklarının da rol oynayabileceği düşünülmektedir. İleri araştırmalar yapılarak seçilen belirli bir hasta grubunda bağışıklık sistemini kuvvetlendirmek,  embriyonun yabancı bir madde olarak algılanmasını ve reddedilmesini önlemek için intravenöz immunoglobulin (IVIG) tedavisi yapılabilir. Tüp bebek yöntemi ile birlikte planlandığında tedavinin başlangıcında uygulanmaya başlanmakta, gebelik süresince de belli aralıklarla tekrarlanmaktadır.

Öneriler: 
Gebelik öncesinde yaşam koşullarının düzenlenmesi de önem taşımaktadır. Mümkün olduğunca stresten uzak bir yaşam, sağlıklı beslenme, yüksek kafein ve sigara tüketiminden kaçınılması gerekmektedir. Obezite mevcutsa diyet önerilerek  boy/kilo indeksinin uygun düzeye gelmesi sağlanmalıdır.


Op. Dr. Hale Karagözoğlı
Memorial Hastanesi Tüp Bebek Merkezi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı



 
Aug
18
    
EDA | 18 Ağustos 2008 18:46 | 0 fav | etiket: , ,  
Normal bir kişi gebeliği boyunca toplam 11 kg.civarında kilo artışı göstermelidir (9-15 kg.lık artışlar normal kabul edilir). Gebelik 3'er aylık 3 bölüme ayrıldığında; ilk 3 ay içinde 1 kg.lık artış olmalıdır. Bu dönemde bazen aşırı bulantı ve kusmalar nedeniyle bu artış olmayabileceği gibi, kilo verebilirsiniz de. Sonraki her 3 aylık dilimde 5'er kilo alınmalıdır. Ortalama aylık kilo artışı 1.5 kg.ı geçmemelidir. Bu ağırlık artışının nasıl olduğunu birlikte görelim:

 Bebeğin ortalama kilosu 3.000 gr
 Plasenta (eş) 500 gr
 Amnion (Bebeğin içinde bulunduğu su) 1.000 gr
 Rahim ağırlığı 1.000 gr
 Meme dokusundaki artış 1.000 gr
 Kan hacmindeki artış 1.500 gr
 Yağ dokusu ve su miktarındaki artış 3.000 gr

TOPLAM 11.000 gr

şu anda sizin vücut ağırlığınız . . . . kg. olduğuna göre, gebeliği bitirdiğiniz dönemdeki hedef kilonuz . . . . kg olacaktır.

Gebelikte beslenmede esas olan çok yemek değil, dengeli ve çeşitli beslenmedir. Önemli olan sizin ve bebeğinizin ihtiyacını, ihtiyaç ölçüsünde almaktır. Yukarıda izlendiği üzere, alınan her kilonun nereye gideceği bellidir. Çok yemeniz daha iri bebek doğuracağınız anlamına gelmez, sadece doğumdan sonra daha şişman olarak kalacağınız anlamına gelir.

Hamile bir kadının günde 2200-2600 kalorilik enerjiye ihtiyacı vardır. Günlük aldığınız gıdaların %50'sini proteinler %35'ini karbohidratlar ve %15'ini yağlar oluşturmalıdır. Ayrıca alınan gıdaların kalsiyum ve demirden zengin olmasına dikkat edilmeli ve lifli (posalı) yiyecekler bolca tüketilmelidir. O halde bunlar hangi gıdalarda bulunmakta, bir bakalım:

? Proteinler: Et (tavuk, balık veya yağsız kırmızı et), süt (her zaman için kaymağı alınmış, pastörize veya iyi pişirilmiş), yumurta, baklagiller (kuru fasulye, nohut, bezelye, barbunya, mercimek) ve peynir.

? Karbohidrat: Aşırı alımından kaçınılmalıdır. ekmek(tercihen kepekli ekmek), makarna, patates, erişte, pilav, mısır.

? Yağlar: Yemeklerle birlikte alınan yağ miktarı yeterlidir. İlave yağa gerek yoktur. Bitkisel kaynaklı sıvı yağlar, hayvansal yağlara tercih edilmelidir.

? Kalsiyum: Özellikle bebeğinizin kemik gelişimi için gereklidir. Süt,yoğurt, peynir, yeşil yapraklı sebzeler.

? Demir: Bir gebe günlük demir ihtiyacını sadece yiyeceklerle karşılayamaz. O nedenle demir içeren ilaçları almalıdır. Kırmızı et, karaciğer ve balık.

? Lifli (posalı) Gıdalar: Gebelikte açığa çıkan kabızlığı önler. Kepekli ekmek, baklagiller, kuru kayısı, kuru üzüm, pırasa, portakal,kabuğu yenebilen meyveler,incir.

Bir gebenin günlük dietinde 6 köfte büyüklüğünde et (Tavuk, balık ya da yağsız kırmızı et), 1 adet yumurta, 2 bardak süt, 1 kase yoğurt, 1 kibrit kutusu kadar peynir, en az bir porsiyon sebze yemeği, bol çiğ sebze (salata), 2-3 porsiyon meyve, 3 ince dilim (tercihen kepekli) ekmek, 4 kaşık kadar baklagiller ve 8-10 bardak su mutlaka bulunmalıdır.

Örnek bir günlük yemek listesi aşağıda verilmiştir:

Sabah: 1 kibrit kutusu kadar peynir, 1 yumurta, 1 bardak süt,

2 ince dilim ekmek, istenirse 1 bardak açık çay,

Kuşluk: 1 pors. meyve

Öğle: 3 köfte kadar et, 1 pors. sebze yemeği, 2 yemek kaşığı pirinç pilavı,

1 kase yoğurt, 1 ince dilim ekmek

İkindi: 2 porsiyon meyve

Akşam: 3 köfte kadar et, 1 pors. sebze yemeği, 1 tabak çorba, salata

Bu listeye sıkı sıkıya bağlanmak zorunda değilsiniz,hatta bazen, küçük kaçamaklar da yapabilirsiniz (alışkanlık haline getirmemek kaydıyla). Önemli olan ihtiyaçlarınızı mutlaka almak ve aşırı tüketimden de kaçınmaktır.

Ayrıca aşağıdaki hususları da aklınızda bulundurun:

Günde 3 dilim ekmeği aşmayın. Pilav, makarna gibi gıdaları 2-3 kaşıktan fazla tüketmeyin.

 Mutlaka 8-10 bardak su için. Kola, gazoz ve şekerli içeceklerden uzak durun. Fazla maden suyu içmeyin. sıcak günlerde, aldığınız sıvı miktarını artırın.

Kızartmanın her türlüsünden kaçının.Son zamanlarda, özellikle patates kızartmasının ve cipsin,fetus üzerinde olumsuz etkileri olduğunu gösteren çalışmalar yayınlanmıştır.

 Çikolata, dondurma, bisküvi, kek sizin için hiç uygun olmayan gıdalardır.

Alkol almayın. Mümkün olduğunca az ve açık çay için. Tercihen kahve içmeyin, ama canınız çok çekerse az miktarda içmenizde de sakınca yoktur.

 Konserve, tatlandırıcı ve hazır gıdaları tercih etmeyin.

 Kendi kendinize tukısıtlaması yapmayın. Ama turşu gibi aşırı tuzlu gıdalardan da kaçının.

Gebelikte Oruç Tutmak: Oruç tutmak sağlıklı insanların yapabileceği bir ibadettir. Gebelik her ne kadar bir hastalık olmasa da, anne vücudunda oluşan değişiklikler, onu normal zamana göre farklı bir duruma getirmektedir. Bu konuda kesinlik kazanmış bir bilgi olmamakla birlikte, şahsi kanaatimi şu şekilde özetlemek isterim: Gebelikde esas olan, bir anda çok yemek değil, kısa aralıklarla sık sık yemektir. Burada amaç, gelişen bebeğiniz için sürekli bir besin akışını sağlamaktır. Yani, meselenin açlığa dayanıp, dayanamama olmadığını bilmelisiniz. Özellikle bebeğinizin hızlı gelişim dönemi olan son üç aylık dilimde uzun süre aç kalmanız doğru olmaz. Benim genelde önerim şu şekildedir: Eğer çok arzu ediyorsanız, aralıklı olarak birkaç kez oruç tutabilirsiniz (tıpkı çocukken tuttuğumuz gibi, örneğin, başında, sonunda ve ortasında J ), ama birkaç şartı da yerine getirmelisiniz:

 Uzun yaz günlerinde oruç tutmayı denemeyin bile.

 Gece mutlaka sahura kalkın (tok karna yatmak mide şikayetlerinizi artıracağından, yemekten sonra biraz oturun ve yüksek yastıkla yatın)

 Sabah olabildiğince geç kalkın ve gündüz 1-2 saat uyuyun

 İftardan sonra birkaç kez ara öğün yiyin.

Ayrıca, İslam dininin gebelere ve lohusalara oruç tutmayı zorunlu kılmadığını da hatırınızdan çıkarmayın.


 
Jul
31
    
EDA | 31 Temmuz 2008 11:13 | 0 fav | etiket: , ,  
çoğul,gebelik,riskTüp bebek uygulamasında çoğul gebelik prematüre riskini artırıyor.Teknolojiyi yanlış kullanarak, rahim içindeki fetus sayısını artırmak, çok erken doğumlara neden oluyor. Bu da bebeklerde ölüm ve sakatlık riskini doğuruyor...

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. MuratYurdakök, son yıllarda tüp bebek gibi yardımcı üreme tekniklerinin sık kullanılmasının, çoğul gebeliklere, bunun da prematüre olarak adlandırılan gebeliğin 38. haftasından önce doğumlara yol açtığını söyledi.

Tüp bebek uygulamasında anne adayının gebe kalma olasılığını artırmak için çok sayıda embriyonun rahim içine konmasının, çoğul gebeliklere neden olduğuna dikkati çeken Yurdakök, “İkiz bebeklerde genellikle önemli bir sorun görülmezken, üçüz bebekler çoğu kez gebeliğin 32. haftasında doğuyor. Rahim içindeki fetus sayısı arttıkça bu süre daha da kısalıyor” dedi.

Çok erken doğumların bebeklerde ölüm ya da sakatlık riskini artırdığına işaret eden Yurdakök, şunları kaydetti:
“Çoğul gebelikler, tüp bebek teknolojisinin başarısıdır. Burada sorun, tüp bebek yöntemiyle çoğul bebeklerin sayısının artmasıdır. Bu teknolojiyi yanlış kullanarak, rahim içindeki fetus sayısını artırmak,çok erken doğumlara, bu da ölüme ve yaşam boyu ağır sakat kalabilecek bebeklere neden olabilmektedir. Sağlıklı bir veya iki bebeğe sahip olmak yerine, çeşitli derecelerde sakat kalacakları bilinen dört beş çocuğa sahip olmaya çalışmak, aklı kör eden ihtirasın sonucudur.”

Yurdakök, ayrıca çoğul gebeliklerde doğumların, yalnız çocuk hekimlerinin değil, konularında deneyimli çocuk nörolojisi, göz hastalıkları, odyoloji (işitme), fizik tedavi ve diğer uzmanların bulunduğu yerlerde yaptırılması gerektiği uyarısında bulundu.

“HER YIL 85.000 PREMATÜRE BEBEK DOĞUYOR”
Türkiye’de her yıl 85.000 prematüre bebeğin dünyaya geldiğini belirten Yurdakök, bunların ne kadarının yoğun bakım gerektiren küçük prematüreler olduğunun ise kesin olarak tespit edilemediğini söyledi. Türkiye’de her yıl doğan yaklaşık 1.3 milyon bebekten, en az yüzde10’nun düşük doğum ağırlıklı olduğunu ifade eden Yurdakök, “Bu şekilde doğan bebeklerden kaçının öldüğü ise kesin olarak tespit edilemiyor” dedi.

Türk Neonatoloji Derneği’nin 2004 yılında yaptığı araştırma sonuçları hakkında bilgi veren Yurdakök, şunları söyledi:
“Buna göre, 24’ü üniversite hastanesi olan 26 merkezde vücut ağırlıkları 2000-2500 gram olan bebeklerin yüzde 7’si, 1500-2000 gram olanların yüzde 12’si, 1250-1500 gram olanların yüzde 14’ü, 1000-1250 gram olanların yüzde 20’si, 750-1000 gram olanların yüzde 42’si, 500-750 gram olanların yüzde 60’ı kaybedilmiş. Büyük merkezlerin dışında doğan bebekler arasındaki ölüm oranlarının çok daha fazla olduğu zaten bilinen bir gerçektir.”


 
Jul
04
    
EDA | 04 Temmuz 2008 19:55 | 0 fav | etiket:  
GEBELİKTE DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR
Gebelik anne adayı olmak, eşine ve kendine benzer bir canlıyı vücudunda taşımak çok özel ve sorumluluk isteyen bir süreçtir. Bebeği içinde hissetmek, yavaş yavaş artan ağırlık, değişen fiziksel görünüm, anneye başka bir güzellik katar.
Bebeğin büyümesi, sağlıklı olması, ruhsal, fiziksel, zihinsel yönden iyi gelişmesi annenin sağlığı ve beslenmesi ile doğru orantılıdır.
Annenin gebelik öncesi fiziksel gelişimini tamamlamış olması, besin depolarının yeterli olması ve doğum yaşı hem bebeğin hem de annenin sağlığını koruyacak en önemli etkenlerdir. Çünkü bebek annenin besin yedeklerinden ve gebelik boyunca tükettiklerinden kendisi için lazım olanları seçip alarak, büyür beslenir.
Gebelik süresince bebek iyi beslensin diye fazla yemek, dengesiz beslenmek doğru değildir. Ama doğum sonrası eski görünüme kolayca ulaşmak için az yemek ise hiç doğru değildir.
İnsan yaşamında beslenmenin çok önemli ve çok özel olduğu devrelerden biri olan gebelik, anneye topluma sağlıklı bireyler kazandırma sorumluluğunu vermiştir. Anne iyi ve doğru beslenmezse ölü doğum, erken doğum, düşük ağırlıklı doğum, bedensel ve zihinsel özürlü doğumlar gibi tehlikelerle karşılaşabilir. Kendisinde ise kansızlık, tansiyon problemleri, vücutta su tutulması, yorgunluk, diş kayıpları ve kemik problemleri olabilir.
Gebelikte Doğru ve Yeterli Beslenme
Annenin günlük yaşantısını sürdürecek yeterli enerji ve besin öğelerini alırken fazladan alacağı protein, enerji, vitamin ve mineraller hem kendisi hem de doğacak bebeğin sağlıklı olmasının garantisidir.
Normal bir gebelik sürecinde annenin kendi gereksinimine ek olarak tükettiklerinin bebeğe aktarılması annenin yaklaşık 10-12 kg alması demektir. Bu artışı sağlayabilmek için ek olarak günlük 20 gr. Protein, 15-20mg. Demir, 500mg. Kalsiyum ve ortalama 300 kalorilik enerji artışı gereklidir.
Doğru beslenme ve gebelik durumunun özellikleri nedeniyle gereksinmelerin çeşitli yiyecek guruplarından sağlanması gerekir.
Yiyecekler vücudumuzda çeşitli görevler yaparlar. Aynı görevleri yapan yiyeklerden besin gurupları oluşturulmuştur. Gurup seçeneklerinden birini tüketmiyorsanız bir diğerini yiyerek de doğru beslenebilirsiniz.
ET, YUMURTA, KURUBAKLAGİL GRUBU: Beyin, kas, kemik ve dişlerin gelişimi ve kan yapımında görevlidir. Protein ve demir gereksinimini karşılarlar.
SÜT VE SÜT ÜRÜNLERİ: Kemik, diş gelişimi ve büyüme ile görevlidirler. Protein ve kalsiyum kaynağıdırlar.
SEBZE VE MEYVELER : Büyüme ve gelişme için vitamin ve mineralleri sağlarlar.
TAHILLAR: Enerji ve B gurubu vitaminleri içerdiklerinden büyüme ve gelişmeye yardımcı olurlar.
YAĞLAR VE ŞEKERLER : Sadece enerji içerirler. Enerji gereksinimine yardımcı olurlar.
Yeterli ve dengeli beslenmede dikkatli bir şekilde tüketmek zorunda olduğumuz bu besin guruplarını gebelikte de aynı özenle tüketmeliyiz ki sağlıklı yaşayabilmek için doğru beslenme alışkanlıklarını kazanabilelim.
Gebelikte Dikkat Edilmesi Gereken En Önemli Nokta
Yaş, boy ve hareket durumumuza göre uygun ağırlıkta gebeliğe başlamaktır. Çok kilolu bir gebeyi zayıflatmak bu süreçte doğru değildir, kilosunu korumaya çalışmak, ilk üç ayda enerji eklemesi yapmamak, dördüncü aydan sonra enerji kısıtlamasına gitmemek gerekir. Daha yüksek enerjili yiyeceklerden daha fazla almasına engel olarak, gebelik için gerekli besin ögelerini alarak gereksinmelerini karşılamak esastır.
Ergenlik çağında olan, ya da yaşantısı gereği çok hareketli gebelerde ise mutlaka olması gereken kilonun sağlanması ek olarak gebelik için artan gereksinimin karşılanması sağlanmalıdır.